Sayfalar

Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2016 Çarşamba

Ayrıkotu / Deniz Tarsus

Kendine has nadir rastlanan dil ustalığı ile sizi içine alan öyküler içeriyor içindeki öykülerde cinsel ögeler yer alıyor garipsedim başta ama çok sonralar öyle güzel  ve farklı bir yazım tarzı var ki bu yönü benim gibi epikden şaşmayan biri için bile affedilir hale geldi.Öyle gerçeküstü imgelerle kurgulamış ki okurken etkisi altında kalıyorsunuz ister istemez.Ben betimleme aşığı olduğum için gözümde canlandırabildiğim ve kısa öz cümlelerle bana o hissiyatı verebilen öyküleri daha çok seviyorum mühim olan lafı uzatmak değil azizim diyorum :=) muhim olan nasıl anlattığın değil aslında ne hissettirdiğin.Öyküler bana güzel şeyler hissettirdi.Beğenmediğim iki öykü oldu içinde .Ama haricinde vay be dediğim öyküler de vardı.Gezgin'in ağzından dinlediğimiz sıradışı ama altında çok güzel mesajları olan öyküler.Okuyun diyorum....Hele ki çok kitap okuyan ve çokça öykü seven ve okuyan arkadaşlarım alsın okusun belki kitap okumaya yeni yeni başlayanlar için ağır ve alt metindekileri anlamak sıkıntı olabilir ,bunaltıcı olabilir...
deniz_tarsus_1deniz_tarsus_2
buda yapılan röportajdan alıntı:
Asıl işin özü burda ne güzel anlatmış çok çok beğendim sizde okuyun istedim bu satırları
Fantastik -gibi- görüneni inandırıyorsunuz. Sizce bu öykülerdeki hangi yaşam gerçeği bizi etkiliyor da, bu kadar sıra dışı dünyalara inanıyoruz?İnsan,korkunç bir olaya karşı hat safhada kayıtsız davranabiliyor. Çok acımasız. Bir kadın çatıya çıkıp intihar etmek istediğinde sokaktaki insan telefonunu ve kamerasını çıkarıp fotoğraf-video çekebiliyor. Ancak çatıdaki kadın, kardeşin, kızın ya da arkadaşınsa tüm olay şekil değiştiriyor. Bu ürkütücü. Özellikle öç hikâyelerinde, hayvanların başına gelen olayların çok benzerleri yaşadığımız dünyada mevcut. Hayvanları seçtim, böylelikle okuyucu daha uzak, aynı zamanda samimi yaklaşabilirdi anlattığım olaya. Önyargı sıkıntısını kırmaktı gene amacım. İnsan önyargı makinesi çünkü. Nefes aldığımız her an önyargı üretmeye devam ediyoruz. Çözümü olmalı, dedim ve kırılma noktalarını bulmaya karar verdim. Biraz olsun başarabildim mi, bir hayvanla okuyucuyu özdeşleştirebildim mi, bilmiyorum; ama denemem gerekiyordu.

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Kediler Güzel Uyanır

Hep yazarın kalemiyle tanışmak istemişimdir sonunda oldu.Mehtabıma çok teşekkürler kitabı bana ödünç verdiği için.Yazar benim için çok kıymetli blog yazılarını takip ediyorum ve çok beğeniyorum size de tavsiye ederim takip etmenizi.Yekta Bey gerçekten yazın dünyasının içinde olması gereken kıymetli bir yazar gözlem gücü harika ,olaylara bakış açısının dışında olayları yazıya aktarışı başlı başına bir olay zaten.Evet ayrıntıları herkes görebilir ya da kimimiz görebiliyoruz ama bunları herkes yazıya bu şekilde güzel aktaramaz.Elimdeki bu kitap da gözlem gücüyle harmanlanmış hayattan insanı derinden etkileyen kısa ama etkili öyküler yazmış.Pazar Günü adlı öyküye bayıldım hatta biraz kendimle de bağ kurdum sanıyorum.
Geometri ise harikaydı ve şaşırtıcı velhasıl kelam okuyun bence.Yeni tanışacaksanız bu kitap idealdir kanımca.

Alıntılar: 


  • Birilerinin hayatından bir anlık neşe,olağanüstü bir tat,görülmesi gerekli bir gösteri,eşine az rastlanır bir duygu olarak gelip geçiyorum.



  • “Bir kitap, içindekileri unuttuğunuz zaman küsmez size. İnsanlar öyle midir ya!” S- 108
  • “İnsan en kolay kendinden utanıyor. O yüzden sevmem aynaları.” S- 110

18 Şubat 2015 Çarşamba

Halide Edip Adıvar / Sinekli Bakkal


Zamanı değildi belki de içinde fazlaca bilmediğim kelime var sayfa altlarında açıklamaları var ancak okuma hızımı epey düşürdü bunalttı ve ben hiç o modda olmadığım için okuyamadım 70 inci sayfada bırakmak zorunda kaldım kendimi aslında çok zorladım ancak olmadı konu olarak ilgimi çekti harika ilerliyor ama ah o bilinmedik kelimeler yok mu ? Aşırı bir yavaşlatıyor insanı ve sabırsız bir dönemse ıhh gitmiyor en azından bende öyle oldu belki ileride daha sakin bir dönemim de tekrar okumayı denemeliyim .Sevgilerimle...

22 Temmuz 2014 Salı

Kırmızı Pazartesi






Bilinen bir cinayet olduğu halde nasıl işleneceğini merak ettiren ,aslında toplumun duyarsızlığı gibi görünen ama bana daha farklı bir açıdan bakış açısı getiren bir kitap oldu.
Toplumun ummadığı insanlardan umulmadık şeyler gelebileceğini beklemediği ve aslında umulmadık insanların da bazı ön yargılar ve keskin kuralları yerine getirmek gibi bir mecburiyetleri kafalarına yerleştirdikleri vurgulanıyor.
Bazı değer yargılarının insanların sonunu hazırladığı ve bu sonun kimseye faydası olmadığı da apaçık görünüyor.

2 Mayıs 2014 Cuma

Kapak Kızı - Ayfer Tunç





Kesinlikle okunası bir kitap,edebi olarak değerlendirirsem öncelerde sıkıcı gelen daha sonra kişileri tanıdıkça özümsedikçe tanımak istediğim ve kendimi onlarla sanki arkadaş gibi hissettiğim bir kitap oldu,
Özellikle Seldayı çok sevdim Şebnemin gizemli dünyasına henüz giremedik bu kitapta,sanırım ona da Yeşil peri gecesinde rastlayacağız bundan sonraki okumalarımda onu da okuyup yorumlayacağım inş

Bol bol karakter tahlilleri olan ,karakterlerin ruh hallerini çok güzel yansıtan onları bizden biri gibi konuşturmayı başaran yazar aslında toplumsal olayları gün yüzüne çıkarmış 

Okuyun derim 10 üzerinden puan vermem gerekirse benim puanım 7 olurdu...

Alıntıladıklarım :

''İşini iyi yapan, iyi yaparken çok sıkılan, ama yine de belirlenmiş hedefe ulaşmadan hayatını değiştirmeyi düşünmeyen insan. Yolun bir kısmı katedildiğine göre, geri dönmek zarar getirirdi artık. (Sayfa 35)

''O, yavaşça odaya girerdi. Uyuduğumu sanırdı. Usulca alnımı okşar, öper, giderdi. Hırsımı ondan çıkardığımı, güzel yüzünü kan içinde bıraktığım gecelerin sabahında bile. Ama bir sabah, yine gelmesini, alnımı okşamasını, usulca öpmesini beklerken, çıt diye kapandı kapı. Beni öpmeden gitti. O zaman her şeyin bittiğini anladım. Ateş söndü.'' (Sayfa 102)

''Yazarlar sıradan sandığımız insanları evirip çevirirler, başka bir gözle bakarak onlardan yeni insanlar yaratırlar. Bu yeni gözle biçimlenmiş insanlar, artık bizim için sıradan değildirler, birer kahramandırlar. Gerçek hayatta da gizli bir elin onları alıp yeniden biçimlemesini isteriz. Bir el, deriz, bizi de biçimlese, biz de kendi hayatımızın kahramanı olsak. O el kendi elimizdir oysa.'' (Sayfa 109)


27 Eylül 2013 Cuma

Yolpalas Cinayeti / Halide Edip Adıvar



Bir kitabı daha eritmiş yalamış yutmuş bulunmaktayım hangisi mi ?

Halide Edip Adıvarın 1936 da Paris'te kaleme aldığı roman ;

Yolpalas Cinayeti.Aslında o bir cinayet romanı değil realist,toplumsal mesaj veren bir roman.Bolca yabancı kelime var içinde tabi sayfanın alt kısmında açıklamaları var ki ben bayılıyorum böyle romanlara kelime hazinemi geliştirdiği için eski sözcükleri çok sevdiğim için olsa gerek.

Yolpalas Cinayeti, Halide Edip Adıvar tarafından kaleme alınan, 1936 yılında basılan roman. 1955 yılında aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.

Güçlü bir anlatımı vardı,Romandan alıntıladığım iki cümle olabildi diğerlerini okumaktan alıntı yazamadım .
Hem biraz klasik olmuş hem cinayet le taçlandırılmış sıkmayan hemde klasiklerden sıkılıyorum ben diyenler için yeterli incelikte bir roman bu sebeple de böyle düşünenlere çok çok tavsiye ederim

Halide Edip Adıvar ile ilk tanışmam ,nedense bu kitabı ile başlamak istedim iyi ki de öyle etmişim.Kitap da bir kız bir cinayet işliyor ama toplumda deli,kötü olarak nitelendirilirken aslında masumiyet üzerine değiniyor yazar.Görünenin ardında görünmeyeni,sınıf ayrımlarını (özellikle Şişli sosyetesini ,zengin çevreyi çok iyi analiz etmiş yazar),zengin fakir arasındaki çatışmaları,görgüsüzlüğün,dalkavukluğun,para düşkünlüğünün eleştirildiği bir roman.Dönemine ışık tutmuş ve halen de güncel olmasının sebeplerinden biri olan sınıf ayrımının bu şekilde hem güçlü kelimeler ile hemde bir cinayetin arkasından anlatılması bence harikaydı.

Bir cinayet romanının aksine ' katil kim?' sorusundan ziyade 'neden ?' sorusu üzerine kurulu bir roman
Aslında tamamını bile anlatasım var ama anlatmamak için kendimi frenleyeceğim ve okuyun diyeceğim.

Alıntıladıklarım:

Belki de doğru.Belki de insanlar birbirlerine kanla,sınıfla değil,inandıkları şeyde iştirakle bağlanıyorlar.

Akıl hastalığı klinikleri , daha doğrusu tımarhaneler başka hastanelerden pek farklı değildir.Delilerin,deli olmayanlara benzemesi çok korkunç bir şeydir.Delileri tetkik eden ister doktor,ister başka adam olsun mutlak içinden adeta kendi aklından şüphe etmeye başlarlar.