Sayfalar

Kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2016 Cumartesi

Hastalık nüks 2.part :) son gücümüzle mücadeleye devam .

Haftaya kadar hastalığımın nerde olduğu ya da gerçekten hasta olup olmadığım ortaya çıkıcak pet ct de hastalığın nüks ettiği yazmış ama baska bir bölge de aynı organda ...Sıkıntılarım var ama geçeceğine inanıyorum çünkü Allah c.c büyüktür ondan gelene ne yapılabilir ki sabr etmekten başka bir hafta öncesinden sabır ile ilgili bir ayet paylaşmışım bilmeden belki de işaret olacaktır bu bana.Sabır edip hamd edip bunu da yenmem gerekli.Sizleri seviyorum insanları seviyorum ve yaşamayı seviyorum en çok  da anneciğime aziyet olacağım diye üzülüyorum ,tabi o böyle düşünmüyordur ama ben kimseye yük olmak istemiyorum bu konuda çok hassasım kendi suyumu kendim alamadığımda yüreğim paramparça oluyor benim bana ağır geliyor başka bir bedene yük olmak .İnsan kendini bile çekemezken başkasına muhtaç olmak ne zordur bunu yaşayan anlar ancak.Allahım muhtaçlık vermesin hiçbirimize.
Velhasıl kelam dualarınızı eksik etmeyin benden .Her sabah kendimi sevmeye devam :)Desteklerinizle bu da geçecek ...Bana ilk desteği ailem ve eşim veriyor Allah onlardan razı olsun.
Çok okuyabilirim çok yazabilirim de hiç okuyamayabilirim de bu dönemde şuanda hiç birşey belli değil.Görüşmek dileğiyle

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Balon Dilatasyon

Elimden geldiğince kanser konusunda yaşadıklarımı aktaracağımı belirtmiştim
Bugün size gene başıma gelen bir olaydan bahsedeceğim ola ki başka birilerinin daha başına gelirse bilgilensin amaçlıdır
Herşeyi açıkça yazmam gerekiyor ki tıp da utanma olmaz:D
malumunuz benim hastalığım bağırsak üzerine
haliyle bağırsağım dışarda değil içerde
Dikilerek işlem yapıldığı için bir süredir epey zorlu bir dönem yaşıyordum hemoroid e yormuştum ancak öyle çıkmadı genel cerrahlar hemen anladılar muayene ile ve kolonoskopi verdiler
eğer bağırsak ya da hemoroid ameliyatı olmuşsanız zaman içinde ameliyat bölgenizde daralma olabilir bunun sonucunda da zor dışkılama alışkanlığı oluyor
tabi ki bu bende kan kaybına sebebiyet veriyordu
geçen hafta iki ünite kan aldım aşırı şekilde düşmüştü
Gelelim işin özüne
bugun kolonoskopide balon dilation diye bir uygulama var onu yaptılar 10 gün sonra tekrar gireceğim
Bakalım inş zamanla iyileşecekmiş şimdilik biraz faydasını gördüm ama aynı sorunu yaşayan bir ablam var o da aynı şekilde ve o da zamanla dedi bana ..
Başınıza gelirse muhakkak baktırın derim illa ki ameliyat olmanız da gerekmiyor ayrıca
böyle bir düzensizlik varsa muhakkak bakılsın herşeyin yol yakınken bulunması en güzelidir
Ve dua etmeliyiz ki artık günümüzde çoğu yöntem başarılı şekilde uygulanıyor eskiden sadece ameliyat varmış şimdi ise bir rahatsızlığın en az 2 3 çözümü daha var...

Ayrıca Allah doktorlarımızdan da razı olsun...Dualar ve sevenlerimin desteği ile bugünü de atlattım
Dualar sayesinde olsa gerek ameliyatı eden çok profesyonel bir doktora denk geldim .Allah kimseyi darda bırakmasın
Her bir zerremizin kıymetini bilelim dostlar...

kaynak olarak da bunu incelemenizi tavsiye ederim
http://www.tkrcd.org.tr/files/krh_dergisi/7EJ3NYA_5_KRHD_20_3_134_138.pdf

Genelde bu cerrahi işlemlerden sonra darlık meydana gelebiliyormuş yani başıma gelen de normal ama tabi ki insan canı  tez işte gene de ağrısı sızısı olunca insanın moral de çöküyor hani normalmiş ya diyemiyor o anda insan...bir an evvel tedavi olsam diye bakıyorsun
Allah kimseye ağrı yaşatmasın

10 Nisan 2015 Cuma

Bir kemoterapili hastanın sürekli yanında bulundurması gereken şeyler

Bir kemoterapili hastanın sürekli yanında bulundurması gereken şeyler:


  • mendil
  • su (sizin can damarınız sudur bol bol su için korkmayın için abartmayın elbette ama cüsseye göre değişse de ben 38 kiloyla 2.5 litre içebiliyordum)
  • ıslak mendil
  • el dezenfektanı
  • poşet
  • elma,muz gibi dışarda bir köşede yenebilen meyveler
  • kuruyemiş ,tuzsuz antep fıstığı vb
  • agız maskesi
  • kış aylarında iseniz şapka eldiven boyunluk muhakkak
  • yaz aylarındayseniz yedek atlet ,üşütmemeniz gerekir
  • muhakkak cebinizde irtibat bilgileriniz düşmeniz yaralanmanız durumunda aranacak kişiler vb ve kan grupunuzda yazsın
  • kemoterapi gördüğünüzü de ekleyebilirsiniz insanın başına her iş gelebilir ona göre tedavi uygulanır malesef biz diğer hastalar gibi bir tedavi alamıyoruz bizim kullanabildiğimiz ilaçlar farklı oluyor müdahale de farklı olacaktır
  • bayanların farklı şeylerde taşıması gerekebiliyor elbette hastalığının türüne göre ama genel olarak aklıma gelenler bunlar
  • makyaj malzemesi kullanmayın da dipnot düşüyorum arkadaşlar 



ayrıca eklemek istediğim bir kaç konu var onu da bu kısma eklemek istiyorum neu değerlerinizin düşmesi ile 15.000 in altına inmesiyle koldan aşı vurulmasına karar verilmişşe yanınızda refakat eden biri olsun evinizde çünkü o aşı az da olsa bazı insanlara yan etki yapıyor ki o kişilerden biri de benim az kalsın felç kalıyordum belden altım malesef tutmadı kaçırmalar falan oldu ve aşırı çok şiddetli ağrılar çektim omuriliğimde çekilmeler yaptı malesef duyarlı kişilerde olabiliyormuş bunun sonucunda elhamülillah felç kalmadım bol su içerek 3 günde atabildim üzerimden onun etkisini ama halen bile belimde az biraz eseri kaldı ,dikkatliolmanızı tavsiye ediyorum arkadaşıma da vuruyorlardı o iğneyi onda da çok şiddetli ağrılar yapıyordu ki yaparmış doktoru demiş fakat ona önlem olarak ağrı kesici iğne vermişti hemen başlar başlamaz gidip vuruluyordu


ikinci bir konuysa size söylenen ilaçların hepsini kullanmayın eğer size ciddi anlamda dokunduğunu hissediyorsanız muhakkak onkoloğunuzla görüşün.dahiliye doktorları bazen ilacı veriyor ancak bir onkoloji hastasının o ilaca tepkilerini önceden kestiremeyebiliyorlar...

2 Nisan 2015 Perşembe

Kemoterapi Süresince Neler Yenmeli Neler Yenilmemeli?

Ben bir doktor değilim ,öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazı tecrübelerime dayanarak oluşturulmuştur
Yine deneyerek kendi bünyenize göre edindiğiniz bilgiler ve uygulamalar en asli uygulamalar olacaktır.

Ben bu süreçte 4 saat kemoterapi 2 gün de pompa uygulaması aldım
pompa takılan yerden pompanız çıktıktan sonra sargısını bantlanan yeri açık bırakıyorsunuz
ben bu süreci hastaymışım gibi yaşamadım gazete okudum bulmaca çözdüm özellikle kulaklık aldım en iyisinden dambur dumbur kemoda koptum :D tecno mekno dibine vurdum :D herkese gülümsedim yaşadım yaşattım o duyguyu ve hayata her gün pozitif baktım ,
he zorlandığım olmadı mı bıktığım olmadı mı yorulduğum günler olmadı mı ?Olmaz mı
ama pes etmedim hayallerimi bir kağıda yazdım şimdi o hayallerimi gerçekleştirmek için uğraşıyorum
Özetle; kemoterapide korkulacak birşey yok ama kesinlikle hafife alınacak bir süreç de değil. 

ameliyat yerinizden iltihap gibi sıvı gelirse normaldir ancak yinede doktorunuza gösterin kontrol etsin dikiş yerlerini ona göre antibiyotik vermesi gerekebilir
Pompayı çıkarttırmak çok zordur hiçbir hastane güzel memleketimde bunun sorumluluğunu almıyor malesef ben çok çektim umarım bu düzen değişir hemşirelere şu pompanın çıkartılması öğretilir ki çok zor bir olay değil kendim ble yapabileceğim birşey ama deri altında bulunan cihaz kayar diye o sorumluluğu kimse almıyor hastanenizde çıkarılıyor
ki benim tedavi olduğum kartal eğitim araştırma hastanesinde ola ki gece pompanız çıktı diyelim bir aksilik oldu gittiniz acilinde maalesef pompayı çıkartmakla sorumlu bunu bilen hiçbir nöbetçi hemşire yoktur kalakalırsınız öylece vah ki ne vah bu memleketin sağlık hizmetlerine
umarım yazım okunur da çözüm bulunur.
sorunlar yazılmazsa çözümlerde üretilemez düşüncesindeyim
ben Avrasya Hospital de baş hemşire sağolsun çıkartıyordu Zeytinburnunda pompamı Allah ondan razı olsun
herkesin evi hastaneye yakın olacak gibi düşünüyorlar herhalde benim evim kaldığım bakımımın yapıldığı yer yenibosna hastanem kartalda idi her gün ışın için oraya gidiyordum ve pompa için sadece 2 dakika için 5 saat yol gitmem imkansızdı Avrasya Hospital in bu konudaki bana yardımı yadsınamaz.....

Bunu düşünürsek pompa çıkarımı iğnenin çıkarılması her hemşirenin öğrenmesi gereken bir şey


Eve geldiğim zaman çorbam muhakkak hazırdı mide bulantısı oluyordu ılık bir sebze çorbası içiyordum bu bulantımı azaltıyor midemi yatıştırıyordu
Bol bol dinleniyordum ya da kafamı meşgul edecek kadar telefonumla int de geziniyordum :D hastalığa odaklanmamak en güzeli yada uyuyordum ,genelde uyuduğum çok oluyordu çünkü hastaneden çıktığımda uyuşuk bir halde oluyordum

Yemek Düzeni İçin Uyguladıklarım

  1. Mikrobik açıdan üzerinizde pompa varsa ilk iki gün salata yapıp yemiyordum sizinde yememenizi tavsiye ederim
  2. Dışarıdan tostmuş vs miş asla yemedim hastanede aç bile olsam evimden bir elma getirdim ,meyve taşıdım ne bileyim ayran yaptım getirdim ya da termosa çay koydum kemoterapide aşırı acıkırsam çıkıp az birşey elma mı yedim geri kemoma döndüm....Dışarıdan alınan hiçbir şeyin temiz olmadığını unutmayın
  3. Asla çubuk krakermiş vs de yemedim midem bulanmasın diye falan yiyebilirsin dediler ama yemedim sonuçta paketlenmiş bir ürün
  4. Duruma göre eğer isal varsa ki bu dönemde olası birşey patates püresi muz gibi yiyecekler tükettim
  5. kabız varsa ki içtiğiniz mide bulantısı hapı büyük ihtimal le kabız yapan cinstendir bol su içeceksiniz

Başka özel soru varsa yazabilirsiniz disikurt44@gmail.com adresime.sevgilerimle 


25 Şubat 2015 Çarşamba

Hayırlara Vesile Olsun/ Dahada Uğramasın İnşaAllah

kısa ve öz geldim hoşgeldim hoş haberlerle geldim inşaAllah devamı da olur hep iyi olurum inş

Geçen sene bu zamanlarda mart aylarında ameliyatta idim ve hayatımın en zor en acımasız ve de en çok şey katan öğreten bir senesine adımımı atmıştım

bugün 25.02.2015 de hayırlısı ise inş hakkımda temiz sonuçlar aldım 3 ay sonra kontrollere gideceğim tekrardan kemoterapim ve ışın tedavim bitti

Rabbim e öncelikle hamd olsun ki bana bugünleri de gösterdi

Kemoterapi alan herkese elimden geldiği kadar tavsiyelerde bulunabilirim tabi ki etkileri başka başka ama yaşadıklarımı aktarabilirim
Allah kimseyi bu hastalıkla sınamasın ama yazmaktan da çekinmeyin bana
her zaman yardımcı olmaya çalışırım
Şükürler olsun o zor günlerim bitti umarım bir daha bana hiç uğramaz sevdiklerime hiç uğramaz bu deli şey ben ona öyle diyorum deli şey diyorum ama ben ondan daha deliyim dilerim o deliyi yenmişimdir ki yendim gibi de görünüyor.
Allah istemeseydi yayılırdı Allahım sınadı bana demekki birşeyleri gösterecekti ki bunları yaşattı muhakkak
çok şükür kolon kanseri şimdilik tertemiz şekilde ameliyat kemo ve ışın ile atlatılmış durumda
dilerim bir daha da uğramaz yoluma çıkmaz

Sizlerle de paylaşmak istedim ameliyat sürecimde bana yazan tüm tanıdığım ve tanımadığım herkese tek tek teşekkür etmek isterim aslında vaktim oldukça bloglarına uğrayacağım teşekkür için
bana dua eden kalbimi anlayan herkese çok minnettarım
dualarım yine bu hastalıkla ve çeşitli hastalıklarla mücadele eden kardeşlerimle
bu süreçte kendime elbette çok dikkat etmem gerekecek gene kontrollü gideceğiz umarım bir sorun olmadan geçer gider seneler

18 Ocak 2015 Pazar

Süreci Tamamlamak

Epeydir bloguma giremiyorum çok şükür tedavim şimdilik bitti sayılır yapılacak olan pet-ct yada kolonoskopi ye göre bir yol izleyecekler sanıyorum ama ömür boyu sürekli kontrollerim olacak 3 ayda bir falan ilk etap için,
Onlar hiç önemli değil zor kısımları hamdolsun atlattım yaşadığım karşılaştığım ve bilgi olması amacıyla  herşeyi bugün yada yarın bloguma yazmayı planlıyorum Allah kimsenin başına vermesin ama verirse de belki yaşadıklarım ve kendime göre geliştirdiğim yöntemler ve doktorlarımın tavsiyelerinden birileri faydalanır ve faydam olur umuduyla yazıya dökmek ve kalıcı hale getirip okudukça hayatımın ne denli kıymetli olduğunu hep hatırlamak istiyorum
Şimdilik benden böyle ,yaklaşık 2 3 aydır dışarı çıkamıyorum inş ışın ve kemoterapinin etkileri üzerimden geçince çıkabileceğim o günleri iple çekiyorum
Hamdolsun her halime ayaktaysam bile bir nimet
Sizlerde can acısız ve huzurla geçen her gününüze şükür edin ,Allaha kulluk edin ve asla dünyanın geçici şeylerine takılı kalmayın Mevlam neyler neylerse güzel eyler
Hayırlı Günler Diliyorum
Koskocaman sevgiler

9 Haziran 2014 Pazartesi

Kanser hastasına sakın böyle davranmayın!

kanser tanısı almak kişide oldukça yoğun duygusal tepkiler uyandırır. Hastaya tanıyı söylerken ve tedavi sürecinde nasıl davranılması gerekir?
İşte uzmanların tavsiyeleri:
Kansere yakalanmaktan herkes korkuyor. Kanser olduğunu öğrenen kişi şoka girebiliyor ya da hastalığını inkar edebiliyor. İnsanların genellikle bedenlerinin ihanetine uğramış gibi hissettiklerini söyleyen Liv Hospital Klinik Psikoloğu İrem Can Esenkaya “Kanser olduğunu öğrenin kişi öfkesini kendisine, ailesine ya da tedavi ekibine yansıtabilir. Bu bilinmezlik içinde yapılan davranışlar hem bu uzun maratonda hasta ile olan ilişkilerin gerilmesine, zaman zaman evliliklerin dahi bitişine sebep olabilirken, hem de bakım veren kişilerin zaman içerisinde depresyona girmesine sebep olabilir” dedi..
Kanser olan kişiye hastalığı nasıl söylenmeli?
Tanıyı söylerken gerçekçi olmak, durumu olduğundan daha iyi ya da daha kötü göstermemek ve bununla beraber hastaya tedaviye uyum sağlaması için umut vermek esastır. Kanser hastasıyla durumun nasıl paylaşılması gerektiği, hastaya bağlıdır. Hastaya tanısı doktoru tarafından söylenmelidir. Hasta isterse bir yakınının da kendine eşlik edebileceği belirtilmeli ve konuşmasının yarım kalmayacağı ya da bölünmeyeceği bir mekan seçilmelidir. Tanıyı söyleyen kişinin hastanın konu ile ilgili ne kadar bilgisi olduğunu değerlendirmesi gerekir. Doktor hastanın test sonuçlarını anlayıp anlamadığından emin olmalıdır. Eğer hasta test sonuçlarından haberdar değilse, bu konu üzerinde bir miktar zaman harcanmalıdır. Bundan sonra hastaya ne anladığı sorulmalı ve hastalığı hakkında bilgisi var mı diye araştırılmalıdır. Bundan sonraki her adımda doktor hastanın durumu öğrenmeye ne kadar hazır ve istekli olduğunu tartmalı ve buna göre hareket etmelidir. Tıbbi terimler kullanmadan ve açık bir dille konuşmaya özen gösterilmelidir. Bu evre hastanın ileride doktora olan güveninin sarsılmaması için önemlidir. Hasta tanısını öğrendikten sonra donup kalabilir, öfkelenebilir, inkar edebilir ya da ağlayabilir. Bu tepkiler normaldir. Burada hasta yeni bir bilgi alabilecek duruma gelene kadar beklenmesi ve daha sonra hasta ve yakını ile beraber ileride neler yapılacağını belirlemek önemlidir. Bu aşamaya yakınların dahil edilmesi, hastanın şok tepkisi dolayısıyla kaçırdığı şeyleri aklında tutacak birisi olması açısından önemlidir. Tanıyı söylerken hastaya yeterince zaman ayırmak ve her verilen bilgiyi müteakip hastanın durumu anlayıp anlamadığını kontrol ederek gitmek gerekir.
Kanser olmuş bir ebeveyn çocuğuna bunu nasıl açıklamalı?
Öncelikle çocuğun yaşına ve zihinsel kapasitesine uygun bir paylaşım yöntemi seçilmelidir. 5 yaşındaki bir çocuğa sadece ebeveyninin hasta olduğu söylenmesi yeterli olabilecekken, 14 yaşındaki bir ergene bu hastalığın kanser olduğu söylenebilir. Kanser olan ebeveyn hastalığını çocuğuna basit bir şekilde anlatmalıdır. Çünkü çocuklar kafalarında bir boşluk olduğu zaman bunu internetteki ya da kulaktan dolma bilgilerle tamamlayıp durumu olduğundan farklı düşünebilirler. Belirsizlik çocukları korkutabileceği için bundan sonra hayatın nasıl bir düzende ilerleyeceği çocuklarla paylaşılmalıdır. Bu dönemde sordukları sorulara cevap verilmeli, cevabı bilinmeyen sorulara ise “Bilmiyorum” denmelidir.
Kanser hastalığını öğrenen kişinin o anki ruh durumunu nasıl özetlersiniz?
Kansere verilen tepki kanserin özelliklerine, hastanın kişilik özelliklerine ve hastanın hastalığa bakış açısına göre değişir. Bununla beraber en sık rastlanan tepki “şok olmak” ya da “inkar etmek”tir. İnsanlar genellikle “Bedenlerinin ihanetine uğramış gibi hissettiklerini” söylerler. İlk dönemde kendi bedenine yabancılaşma duygusu da yaşanabilir. Bu inkar evresinden sonra öfke, kaygı ve depresyon gibi duygular kendini göstermeye başlar. Kişi bu öfkesini kendisine, ailesine ya da tedavi ekibine yansıtabilir. Hastalığın ve tedavi sürecinin belirsizliğinin getirdiği kaygı ve devamında da depresyon sıklıkla ortaya çıkan tepkilerdir.
Kanser tanısı alan kişi nasıl bir psikolojik süreçten geçiyor?
İlk dönemde şok, inkar gibi duyular geliştiren hasta daha sonraki dönemde kaygı ve depresyon belirtileri gösterebilir. Bu süreç içerisinde isyan ve öfke duyguları da görülür. Kanserli kişi daha önce zevk aldığı aktivitelerden zevk almaz hale ya da bunlara ilgi duymaz hale gelmişse, iç sıkıntısı hissediyorsa, ağlama isteği geliyorsa, az ya da çok uyumaktan şikâyetçiyse, agresifleştiyse, kontrolsüzce yemek yiyor ya da hiçbir şey yemiyorsa, konsantre olmakta zorlanıyorsa, unutkanlık yaşıyorsa, baş, boyun, sırt ağrıları varsa, evliliğinde ya da sosyal ilişkilerinde problemler baş gösterdiyse, kendisini sürekli gergin veya huzursuz hissediyorsa, içine kapandıysa ve bu belirtiler 15 gündür varsa bir uzmana başvurulmalıdır. Ayrıca alkol ve ya madde kullanımı ve intihar düşünceleri olduğunda da vakit kaybetmeden bir uzmana danışılmalıdır.
Her kanser hastası psikolojik terapi görmeli mi?
Her kişinin başa çıkma becerisi ve kanser tanısı almadan önceki dönemdeki sorumluluk ve sıkıntıları farklı olduğu için, her kanser hastasının kesinlikle psikolojik terapiye ihtiyacı var diyemeyiz. Bununla beraber, cerrahigirişim öncesi ve sonrası dönemlerde yapılan klinik psikolog görüşmeleri, artık uluslararası standartlarda kabul görmüş tedavi süreçlerine dahildir ve hastanın gelecekte terapi desteğine ihtiyacı olup olmayacağını erken dönemde teşhis etme ve gerekli müdahaleyi zamanında yapma olanağı sağlar. Bunun yanı sıra grup terapilerinin de etkili olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır. Hem bireysel terapiye devam eden hastalar, hem de bireysel terapi desteği almayan hastalar grup terapilerine dahil olabilirler. Aynı süreçlerden geçen kişiler arasındaki paylaşım ve karşılıklı destek alıp verme süreci, kanserli kişiye çevresinin verdiği destekten daha farklı ve aynı sıkıntıları yaşayan kişilerle paylaşıldığı için hastanın anlaşıldığını daha çok hissettiği bir süreç olabilir.
Kanserli hastaya nasıl davranılmalı?
Aileden bir bireye ya da kişinin bir yakınına hastalık teşhisi konulduğunda, hasta ile beraber yakınlarını da uzun süren bir maraton bekler. Çoğu kişi bu süreçte hastaya nasıl davranması gerektiğini ve kendi için neler yapması gerektiğini bilemediğinden yakınır. Bu bilinmezlik içinde yapılan davranışlar hem bu uzun maratonda hasta ile olan ilişkilerin gerilmesine, zaman zaman evliliklerin dahi bitişine sebep olabilirken, hem de bakım veren kişilerin zaman içerisinde depresyona girmesine sebep olabilir.
Duyguları konuşun: Hastalık teşhis edildikten sonra, hasta yakınları kendilerini ne diyeceklerini bilemez bir durumda hissedebilirler. Yaşanan kaygının çok yüksek olması kişilerin duygusal anlamda donup kalmasına sebep olabilir. Bu aşamada duyguların konuşulmasını elverişli bir zemin hazırlamak önemlidir. Herkesin duygularını ifade etmesi, gerek hastaya gerekse hasta yakınına iyi gelecektir.
Hastaya sorun: Cerrahi girişimden sonra eve dönüldüğünde, evdeki herkes kendince hastaya iyi geleceğini düşündüğü bir şeyler yapmaya başlar. Bu aşamada hastanın kendisine nelerin yapılması tercih ettiği neleri etmediği açık açık sorulmalıdır. Hastanın istekleri tedavi seyri boyunca değişiklik de gösterebilir. Bir dönem yakın desteğe ve sohbet etmeye çok ihtiyaç duyan bir kişi, ağrısı olan ya da çok yoğun bir ilaç tedavisi uygulanan dönemlerde yalnız kalmayı seçebilir.
İş bölümü yapın: Her aile bireyinin hasta için yapabilecekleri birbirinden farklıdır. Hasta yakınlarının kendi becerilerine göre iş bölümü yapması herkesin daha verimli olmasına yardımcı olur. Maddi işlerde iyi olan birisi, hastalık süresince organizasyon ve muhasebe takibi yaparken, ev işlerini seven birisi hasta kişinin evindeki yemek ve temizlik düzeninden sorumlu olup, çocukların yakın hissetiği birisi onların okul dışı aktivitelerini takip edebilir.
Kaynaklarınızı doğru kullanın: Kronik hastalıklar bir kere teşhis edildikten sonra ömür boyu takip ve tedavi gerektirirler. Bu sebeple hasta yakınları kendi öz kaynaklarını çok doğru kullanmalıdırlar. Aksi takdirde yarı yolda kendilerini tükenmiş ve güçsüz hissedip, kendileri desteğe muhtaç duruma gelmeleri ya da hastaya karşı öfke hissetmeleri kaçınılmaz olur. Hasta yakınları kendilerine özel zamanlar ayırmalıdır. Hastadan ayrı yapılan, yürüyüş, sinemaya gitme, arkadaşları ile buluşma, dışarı yemeğe gitme gibi aktiviteler hasta yakını için adeta bitmiş bir pili sarj etmek olacaktır.
Öğüt vermeyin: Hastaya “şu yemeği yemek çok iyi gelir”, “şunu asla yapma”, ya da “üzülme, üzüntü kansere en kötü gelen şeydir” gibi öğütler vermekten kaçının. Bu öğütler hastada “yeteri kadar iyi değilim” duygusunu perçinler ve işe yaramaz.
Hastayı tek bir role sıkıştırmayın: Hastalar teşhislerini aldıktan sonra, hasta yakınları onu başka işlerle “yormamak” için hastanın üstündeki rolleri birden fazlasıyla sahiplenebilirler. Bu tavır zaman içerisinde hastayı yetersizlik hissi ile ve sadece hastalığı ile baş başa bırakır.
Karşılaştırma yapmayın: Herkesin hastalık ve iyileşme süreci tektir ve kendine özeldir. Her birey aynı süreçlerden de geçse bu süreçlerde farklı duygular yaşar ve farklı fiziksel sıkıntılar çeker.



malesef annemin de yaptığı şey hiçbirşeye el attırmamak bende aşırı şekilde yetersizlik hissine sebep oluyor :(