Rss Feed
  1. Bilinmeyen Adanın Öyküsü-Jose Saramago

    20 Aralık 2014 Cumartesi



    Su  gibi akıp giden kitap.
    Aslında kısa fakat etkileyici hayatla birebir iç içe ve özgürlüğün ,cesaretin öyküsü
    Bittikten sonra bile burada ne anlatmak istemişti dedirten bir kitap
    Özellikle son 4 sayfasında kesinlikle ben bir daha düşünmek bir daha okumak bir kaç kere okuyup üzerine düşünmek istedim birazda Nuh tufanını andıran bir bölüm de vardı ama kırk yıl ugraşsam bu denli karışım yapamazdım herhalde anlatmak istediklerimle onu 
    İçi bomboş kalın kitaplardan çok daha değerli benim için ve kütüphanemin baş köşesine geçti bile
    Zira ben Saramago okumayı çok seviyorum
    | |


  2. Öne çıkan görsel
    | |



  3. | |


  4. İlknur Akpınar yılbaşı hediyesi olarak kitap dolu bir çekiliş hazırlamış :)

    Sizde katılmak isterseniz buraya ;)



    ayrıca uzun aradan sonra aramıza hoşgeldin ilknur :
    bende uzunca zamandır çekilişlere katılamıyorum ama katılayım bakalım hayırlısı olsun belki bana çıkar

    | |


  5. Give Me Love

    19 Aralık 2014 Cuma

    İlk kez bir İngilizce şarkı bana harika bir duygu yaşatıyor ve ilk kez İngilizce öğrenme öğrenebilme anlama ve konuşma isteği duyuyorum
    Güzel gelişme değil mi ?
    Belki başlarım kim bilir ama tek başıma internet ya da kitapla başarabileceğim bir şey olduğunu maalesef düşünmüyorum bakalım en azından belki şarkı ezberlemekten falan başlayabilirim

    işte o şarkı

    | |


  6. Çocukluğun Soğuk Geceleri- Tezer Özlü

    18 Aralık 2014 Perşembe


    Çocukluğun Soğuk Geceleri | Tezer Özlü

    Tezer Özlü- Çocukluğun Soğuk Geceleri


    Tezer Özlü'nün çocukluk yıllarının bir kısmı Kütahya, Ödemiş ve Gerede'de geçmişken, bir kısmı da İstanbul'un, Esentepe, Edirnekapı ve Çarşamba semtlerinde geçiyor. Öğretmen bir ailenin çocuğu olan Tezer Özlü, 1950'li yıllarda geçen çocukluğuna dair pek çok kesiti romanın ilk bölümü olan “Ev” isimli hikâyesinde; Avusturya Kız Lisesi'nde okuduğu dönemi ve genç kızlığın ruh hallerini “Okul ve Okul Yolu” isimli bölümde; Almanya'da bulunduğu ve evli olduğu bir dönemi ve o dönemde yaşadığı sinir hastalığını “Leo Ferre'nin Konseri” isimli bölümle ve son olarak da 12 Mart sonrasını ve Akdeniz'de bulunduğu bir zaman dilimini de “Yeniden Akdeniz” isimli bölümüyle romanı bitiriyor.mutluluğun insanın kendi kendisiyle hoşnut olmasıyla başlayacağını, herkesin herkessiz yaşayabileceğini, şizofren kokusunu seçebilmeyi, daha güzel yaşam diye bir şeyin uzaklarda değil de hemen yanı başınızda olabileceğini öğreniyor ve okuyucusuyla paylaşıyor.



    Tezer Özlünün ilk romanı ;

    Acıklı,romantik,iç çekişli ve deliliğin sınırında yaşayan bir şahıs bana göre Tezer Özlü,
    Yazdığı kitapta anılarının nasıl da bu kadar ince bir kitaba bu kadar dolu dolu sığdığını düşünmek bile istemiyorum,okurken kimi yerlerse soluk alma ihtiyacı hissettiren ,insanı kendi özüne yönelten ,düşünmeye sevk eden ve aslında insanların dış dünyası ile iç dünyasının ne kadar farklı olduğunu gözler önüne seriyor.
    Kitap bölüm bölüm ayrılmış şekilde;onun özgür ruhunu çok sevdim ama bu özgür ruhun kapatılmasına da bir o kadar üzüldüm maalesef;ve birçoğumuzun düşündüklerini dile getirebilme cesaretinden dolayı kendime çok yakın buldum yazarı ve yazdığı satırları,müstehcen konularda var içinde belki bu tarz şeyleri okumaktan hoşlanmayanlar için dip notum oldun
    okuduğum ilk kitabı ama inşaAllah son kitabı olmayacak...


    1. Çoğu tutucu insanlar. Tüm düşünceleri para. Ev. Araba. Ve çocuklarının güzel geleceği. Gizli sevgililer edinmeye çalışan, ama kendilerini mutlu aile babaları, ileri bilim adamları göstermek isteyen, insanın özünü anlamaktan yoksun kişiler.
    2. Yaşam, mutlak tutkularla dolu. Yaşamı sevmekle birlikte ölüme alışmak da büyüyor, gelişiyor. Güzellikler kazanıyor. Bu sevgiyi nasıl rahatlıkla uğurluyorsam, yaşamı da o denli rahat, o denli güzel uğurlamalı. Sevgilerimi doyumla devretmeliyim.
    3. - Sana ne oldu? Sensiz yaşayamam.
      - Yaşarsın. Herkes herkessiz yaşayabilir.
    4. Kimse yaşadığımız mevsimin, günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor.
    5. Dünyanın bize yaşatılandan öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.
    6. Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur, yaşanmasa da. Bir kaygı yalnız. Beni, kendimi öldürmeyi denemeye iten bir kaygı.






    | |


  7. 1937 -1948 yıllarını kapsayan eşine ve kızına yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap,

    İlgimi çeken şey her mektubunda olmasa da %90 ında kilosundan bahsetmesi ve kızının sağlığını ,ateşini sorması,buda kaygılı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor ayrıca sanki kendi kilosuna da biraz takık gibi geldi bana,
    Sabahattin Aliye olan hayranlığımı kat kat arttıran onu bir yazar değil de bir baba ve eş kimliğiyle tanımama vesile olan kitaptır.
    Yazarı seven herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.


    | |


  8. Tembellik Hakkı- Paul Lafargue

    10 Aralık 2014 Çarşamba


    Kapitalizmi anlatan ,kapitalizmin üzerimizdeki en yıpratıcı etkilerini tembellik hakkı üzerinden anlatan bir çok düşünür bir çok burjuva bir çok iş adamından örnekler veren dolu dolu ,düşündürücü,mantık yürüttüğümüzde günümüzde yansımalarını çok canlı örneklerle gördüğümüz bir düşünce sistematiği vermiş bize yazar bu kitapta.
    Nasıl anlatabilirim ki ne kadar sevdiğimi ?
    Kitapı cidden çok başarılı buldum çevirmenin de aklına ve diline sağlık diyorum harika bir çeviri olmuş

    İnsanların hep daha fazla çalışma,daha çok daha çok kazanma ve kazandıklarını dikte edilen ürünlere harcama tutkularından bahsediyor,
    Bizlerin kendimize,ahlaki değerlerimize,erdemlerimize ve sanatsal yeteneklerimize hatta hiçbirşeye yetmeyecek bir dünyada yaşadığımızı ve bu bunların hiçbirini yapacak kadar fırsat tanınmadığından 
    işçi sınıfının köleleştirildiği
    birilerininde midelerinin tıka basa dolduğunu gözler önüne seriyor.
    Kesinlikle adaletin olmadığı 20. yy da halen geçerliliğini malesef yitirmemiş malesef diyorum çünkü içindeki anlatılan olaylar keşke bir nebze olsun değişmiş olsaydı günümüzde.Ancak bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.Çalışmaktan ürettiklerini tüketmeye zamanı kalmayan zavallı işçilerin- tüketmeye niyetlendiyse bile parasının yetrmeyeceği düzeni gözümüze sokuyor


    Alıntılar : 


  9. öğrendiklerim : 
  10. commerce:Alışveriş
    1. essay:Deneme
    2. Trade:Ticaret An Essay Trade an Commerce : /Alışveriş ve Ticaret Üzerine Risale(1770 yılında Londrada yazılan bir denemeydi ve o dönemde büyük bir gürültü kopardı)
    3. İspanyol Atasözü: Descansar es salud : Dinlenmek Sağlıktır

      Les Ouvriers europeens: Avrupalı İşçiler 1885 Mösyö F.Le Play ın kitabı

      • Avrupa uluslarının ulusal orduları yoktur.Onların paralı askerlerden oluşan orduları vardır.Bunlar kapitalistleri on saat maden ocağına ya da dokuma tezgahına mahkum etmek isteye halkın öfkesine karşı korur.Dolayısıyle kemer sıkan işçi sınıfı aşırı tüketime mahkum burjuvazinin göbeğini iyice şişirmiştir.
      • Örneğin Parisin ve Lyon un kaleleri şehri yabancıya karşı korumak için değil isyan durumunda "iç düşmanı" ezmek için inşa edilmiştir.
      • 21Ocak 1879 da Sanayı Kongresi Berlinde toplanmıştır.
      • Bugün kolu kanadı kırık cılız çiçekler olan , soluk renkli,kansız cansız,midesi sakat fabrika kızları ve kadınları var!..
      • Çağımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor ,aslında acının,sefaletin ve çürümenin yüzyılı
      • 'Halklarım ne kadar çok çalışırsa, ahlaksızlık o denli azalır, diye yazmıştı 5 Mayıs 1807'de Napoleon Osterode'da.'



    | |


  • Deli çocuğun güncesi

    8 Aralık 2014 Pazartesi

    Sade,anlaşılır ve hayattan bolumlerle dolu bir deneme kitabı ile geldim bu sefer.Iki gunde.bitirdim, icerigi ile güzel bildiler alintilar vermek.istiyorum ama cok fazla alinti var.internette ve.böyle olunca okuma zevkinizin kaçmasını istemiyorum,
    Bizden, çocukluğumuzdan, deliliklerimizden ve aslında yazarın delilik diye.düşündüğü bazi şeylerin ne kadarda bizden ve iç seslerimizden iz taşıdığını gördüm. Benim.için heleki bir bölüm var ki su son.1 seneyi.bana.özetle deselerdi ancak o kadar anlatabilirdim


    Bu sayfa resmen beni ve yaşadıklarımı uyguladigim birebir yasadigim seyleri önüme yazi olarak serdi resmen

    Velhasil kelam.efenim.kitabi alabilir,okuyabilir ve.bölümler arasindaki bir.cok.konuda derin derin.dusunebilirsiniz.kimi arkadaslara gore fazla basite.indirgensede ben.icinde.hayata dair ve sorgulanmaya deger.cok.sey.buldum ve sorguladim.zira aslında sorguladiklarimin gozume sokusturulmasi gibi birsey oldu benim icin


    Bir cocugun deli.güncesi bunu bir cocuk.dusunmusse deli olarak algilanabilir ama her buyugun de.dusunmesi gereken mevzular var.dostlarim, 
    En guldurucu yer oyuncak araba.konusuydu
    Benden.bu kadar kalın sağlıcakla 
    Bol.kitapli.gunler.diliyorum
    Seyahat ederken,yolculukta,hastanede, pastanede okunabilir ����

    | |


  • Babil.com Alışverişim

    5 Aralık 2014 Cuma


    Hazır 3 günlük bir ara verilmişken kemoterapi ve ışınıma hemen alışveriş yapmam lazım dedim ve kendime bu güzellikleri aldım ,
    İnsan olmak kitabım temin edilemiyordu onu da yolladılar sonradan 
    Tüm kitaplarım pazartesiye kadar gelirmi dedim beni hiç kırmadılar her mailime ayrı ayrı yanıt verdiler,sabırla ilgilendiler teşekkür ediyorum,

    | |


  • Aldığım tedavilerden ötürü kanımdaki plt yani trombositlerim iyice düstü bu sureçte doktorlarım trombosit verimine karar verdiler.Elbette her sefanın birde cefası var,
    Yan etkılerden bahsedicem belki herkes de aynı olmayabilir ama ben iki gündür ateşler içinde yanıyorum 40 derece ateşle mücadele ettim bugun biraz kendime geldim beynimde evet başımda demiyorum resmen beynimde on kiloluk bir ağırlık ve ağrı ile kalktım sabah 5 de ve sonrası malum ,acılar ağrılar kemik ağrıları ve yüksek ateş,

    Bol bol zikir çekin tavsiyem iyi gelecektir 48 saatlik riski atlattım hamd olsun Allahıma.
    Felç kalma riski bile varmış
    Ama bir şeyler uğruna bir şeyleri de riske atmak durumunda kalıyoruz.
    Neo ile başlayan ismini tam hatırlayamadığım beyaz kan hücrelerim yükselsin diye neu değerim yükselsin diye bana bir iğne yaptılar kolumdan o günden sonra plt değerim git gide aşağıya indi ,önemli bir bilgi vereyim bu süreçte beklemek daha iyi bence biraz beklenirse değeriniz kendi kendine yükseliyorsa çok daha makul direkt doktorun önerdiği iğneyi benim gibi hemen balıklama atlayıp yaptırmayın o yüzden 1,5 ay kalmıştı tedavime ama uzadıkça uzadı.

    ivig için söyleyebileceğim tek şey devlet karşılamasaydı yanmıştık tam tamına 18.550 lira tuttu ,
    Allah devletten razı olsun
    hatta çalışan bayanlar devletten yardımda alabiliyorlarmış sanırım bu süreçte yol masrafları falan ama ben böyle şeyleri pek araştırmadığım için bilgi sahibi değilim çok

    ivig kullanacak kişilere tavsiyem:
    ateşim çıktığında önce ıslak bezlerle eklem yerlerime pres yaptım
    buzlu pet sişeyi fazla durmamak şartıyla ara ara başıma koydum
    kesinlikle yatağa üşüyorum diye kitlenmedim
    başka çerem kalmadığı için kafamı soğuk suyun altına tutup yıkadım
    bir süre ıslak kalınca kafamdaki ağrıda bir nebze azaldı
    bol bol ya şafi zikrini çektim,
    kemik ağrılarınız içinde bol bol paça çorbası

    Rabbim kimseyi bu hastalıkla sınamasın ,çağın en büyük hastalığı bana göre
    ama umutlarımız sönmesin
    ışığımız kaybolmasın
    yüreğimiz umut ve güzellikle dolsun....

    | |




  • , bu sene üçüncü defa Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ölüm yıldönümü meydana gelen Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor. Geçen senelerde Ülker Spor Arena’da tek sürü kapsamlı tek katılımla tertip eden “Şeb-i Arus ” etkinlikleri, 13 Aralık Cumartesi günü Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek. 7 TIR malzeme, 500 şahsiyet ekip, 500 metre truss teknik ekipmanın kullanıldığı organizasyon, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla  Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleşecek.15 bin kişiye ev sahipliği ifade edilecek organizasyonda Mustafa Ceceli, Yavuz Bingöl, Alişan, Yusuf Güney ve Sami Özer semazen gösterilerine ilahilerle eşlik edecek.
    | |


  • Yeryüzüne Özgürlük Derneği veganların sağlıklı beslenebilmesi için bir insanın tüm günlük besin ihtiyaçlarını ve bu ihtiyaçları nasıl karşılayabileceğini anlatan bir tablo hazırladı
    Öne çıkan görsel
    Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Dünya Vegan Ayı kapsamında bir beslenme tablosu hazırladı. Tabloda sağlıklı kalmak için her gün hangi miktarda vitamin ve minerala ihtiyaç olduğu ve veganların bu ihtiyaçlarını hangi gıdalardan alabilecekleri anlatılıyor. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Servisi’nin verilerinden yararlanılarak hazırlanan tabloda yer alan ihtiyaçlar şunlar: Omega 3&6, Protein, Karbonhidrat, Lif, Demir, Kalsiyum, Çinko, Magnezyum, Potasyum, A Vitamini, B Vitaminleri, B12 Vitamini, C Vitamini, D Vitamini, E Vitamini ve K Vitamini.
    Bu öğelerin vücutta hangi işlevler için kullanıldığını anlatan, hangi grupların hangilerinden daha fazla alması gerektiğini de belirten tabloda her öğe için en az 7-8 farklı besin kaynağı belirtiliyor. Bunun istisnaları ise yalnızca 5 gıdanın tavsiye edilebildiği D ve B12 vitaminleri. Gıdalar dışında D vitaminini almak için bol bol güneşe çıkmak tavsiye edilirken B12 içinse vitamin takviyesi öneriliyor: “Ancak bu vitaminler ilaç firmaları tarafından hayvanlar üzerinde denenmiş oluyor. Sperm yemek de B12 almanın sıradışı bir yoludur.”
    Örnek bir vegan kahvaltı menüsü de içeren tablo, “Hayvan köleliğine karşı veganlık, tüketim kültürüne karşı friganlık!” sloganıyla bitiyor. Tabloya bit.ly/1rkWMmh linkinden erişebilirsiniz.

    alıntıdır:http://onurerem.com/2014/12/01/vegan-beslenme-tablosu-hazir/
    | |


  • Ölüm Şarkısı- P.J.Parrish

    30 Kasım 2014 Pazar

    Merhaba dostlar;

    Epeydir kitap yorumu giremiyordum az da kitap okuyorum,açıkçası her gün tedaviye gittiğim için kargo ile kitap alma olanagımda olmuyor,evde olmadığım için ne zaman geleceğini kestiremeyeceğim için bu sıralar kitapsızım desem doğru olur,

    Yorum: P.J. Parrish - Ölüm Şarkısı


    Sayfa Sayısı: 432
    Baskı Yılı: 2013
    Dil: Türkçe
    Yayınevi: Arkadya
    Çevirmen: Berna Kahraman
     Puanım: 5/5


    Ya severek dinlediğiniz sıradan bir şarkı, bir gün 'Ölüm Şarkı'nız olursa?

    Beş farklı ceset... Beş farklı yer... Beş farklı kadın...

    Aynı katil tarafından öldürülmüş olmaları dışındaki tek ortak noktaları, sarışın olmalarıydı. Birbirleriyle olan bağlantılarındansa kimsenin haberi yoktu. Ta ki gazeteci Matt Owens, gözlerini bir anlığına kız kardeşinden ayırana kadar...



    Yorumum:


    Bir müzisyen, bir katil, ve kardeşinin katilini arayan bir adam; bir katilin gözünden yaşadıkları ve duyguları. 

    Matt kız kardeşinin bir anda gözlerinin önünde kaybolmasının ardından kendini onu öldüren caninin peşinden gitmeye başlar ve Matt dışında o zamana kadar bu şarkıların ve diğer delillerin anlamlarını çözememişti.
    Kitap son derece sürükleyici ,akış noktalarında olması gerektiği gibi gitmiş belki o kilit noktalarındaki gizem doğru gitmeseydi 432 sayfalık bir kitabı bitiremezdim ama merak ettikçe ettirdi sonuna kadar büyük bir heyecanla okudum.
    Edebi açıdan elbette faydalı bir kitap değil,ama iliklerinizde heyecanı hissediyorsunuz özellikle akşamları okudum kafam daha sakin olduğu için
    Katilin psikolojik yapısına değinmesi onun düşüncelerini onun gözünden de bakabilmemiz empati kurmamı sağladıkça daha da keyif verir hale geldi kitap.

    Yeraltı mezarında geçen bölümler harika !
    Katil bir şeyin peşinde ve o şeyi alana kadar ki geçen olaylar harika,söylemeyeyim ki büyüsü bozulmasın,
    Nihayetinde katil yakalanıyor mu acaba ?
    Bilmem bütün bunlar kitapta,Kesinlikle tavsiyemdir...

    Sevgilerimle...


    Kitapdan alıntılarımda var ve öğrendiğim kelimeler:

    Benim için her kitapta yeni seyler öğrenmek ve beni yeni yerler yeni bilgiler araştırmaya yöneltirse o kitap favorim olur
    Ben bu kitapta İskoçya yı merak ettim araştırdım harika bir yer
    Aberdeen de güzel...
    Fyvie diye bir yer var araştırma yapmak isterseniz...

    Qui: Evet (Fransızca)
    Kir : Frenk üzümü likörü,mor renktedir bir Fransız kokteyli

    Dieu soit avec vous: Tanrı seni korusun
    Jesuis desole : Üzgünüm (Fransızca)

    Çaresizlik ve öfke bütün dillerde kulağa aynı gelir

    Bir ayağın geçmişte, bir ayağın gelecekteyse Matt, bugünün içine ediyorsun demektir.









    | |


  • adem özbay, blog yazar tavsiye

    10 Kasım 2014 Pazartesi

    Sensiz Kelimeler Sözlüğü: Yaşamak Böyledir: Uzun bir nehirdir yaşamak sevgili dostum Üstünde güneş altında toprak ve durmadan akmak Nereye gittiğini bilmeden ve çok...





    Siirlerini cok begendigim.ve.kendisi cok degerli.bir.yazar takip.etmenizi.oneririm
    | |


  • Ed Sheeran - Give Me Love-Dinledim

    5 Kasım 2014 Çarşamba


    Benim şu sıra sürekli dinlediğim şarkı beni içine çekti ve bırakamıyorum bildiğin bağımlısı oldum sanatçının ve şarkının şans eseri rastladım ve hayranı oldum buyrun dinleyin








    Give me love like her,
    Tıpkı onun gibi aşkını ver bana
    'Cause lately I've been waking up alone.
    Çünkü son zamanlarda yalnız uyanıyorum
    paint spotted tear drops on my shirt,
    Lekeli gözyaşlarım t-shirtime damlıyor
    told you I'd let them go.
    Sana onların gitmesine izin vereceğimi söylemiştim

    And i'll fight my corner,
    Kendi köşemde dövüşeceğim
    maybe tonight I'll call ya,
    Belki bu gece seni ararım
    after my blood turns into alcohol,
    Kanım alkole döndükten sonra
    no i just wanna hold ya,
    Hayır,sadece seni tutmak istiyorum

    Give a little time to me, we'll burn this out,
    Bana biraz zaman ver, yakıp kül edeceğiz
    We'll play hide and seek, to turn this around,
    Saklambaç oynayacağız ve buraya geri döneceğiz
    all i want is the taste that your lips allow,
    Tek isteğim dudaklarını tatmama izin vermen

    my my, my my oh give me love,
    benim,benim,benim,bana aşkını ver
    my my, my my oh give melove,
    benim,benim,benim,bana aşkını ver
    my my, my my oh give me love,
    benim,benim,benim,bana aşkını ver
    my my, my my oh give me love,
    benim,benim,benim,bana aşkını ver
    my my, my my give me love.
    benim,benim,benim,bana aşkını ver



    give me love like never before,
    Bana aşkını ver daha öncekilere benzemeyen
    'cause lately I've been craving more.
    Çünkü son zamanlarda daha çok özlüyorum
    and it's been a while but i still feel the same,
    Uzun zamandır böyle hissediyorum
    maybe I should let you go
    Belki gitmene izin vermeliyim

    you know i'll fight my corner,
    Biliyorsun kendi köşemde dövüşeceğim
    and that tonight I'll call ya,
    Ve bu gece seni arayacağım
    after my blood, is drowning in alcohol,
    Kanım alkolde boğulduktan sonra
    no i just wanna hold ya,
    Hayır,sadece seni tutmak istiyorum

    Give a little time to me, we'll burn this out,
    Bana biraz zaman ver, yakıp kül edeceğiz
    We'll play hide and seek, to turn this around,
    Saklambaç oynayacağız ve buraya geri döneceğiz
    all i want is the taste that your lips allow,
    Tek isteğim dudaklarını tatmama izin vermen

    my my, my my oh give me love,
    benim,benim,benim,bana aşkını ver
    Give a little time to me, we'll burn this out,
    Bana biraz zaman ver, yakıp kül edeceğiz
    We'll play hide and seek, to turn this around,
    Saklambaç oynayacağız ve buraya geri döneceğiz
    all i want is the taste that your lips allow,
    Tek isteğim dudaklarını tatmama izin vermen

    my my, my my oh give me love,
    benim,benim,benim,bana aşkını ver
    | |


  • Akıl isen rızk için gerdun-ı duna eğme ser,
    Asyab -asa yürü var ekmeğin taştan çıkar.

    Aklı başında bir insan isen ,bir lokma ekmek için alçak dünyaya baş eğip muhtaç olma.Git,değirmen gibi ,sen de ekmeğini taştan çıkar.Alnının teriyle kazan ve kimseye minnet etme!

    Haşimi Emir Osman 
    | |


  • HÂŞİMÎ EMÎR OSMAN

    Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. 919 (m. 1513) senesinde Sivas’da doğdu. 1003 (m. 1594) senesinde İstanbul’da vefât etti. İstanbul’un Kâsımpaşa semtinde bulunan dergâhının bahçesine defnedildi.
    Hâşimî Emîr Osman, küçük yaşta ilim öğrenmek için İstanbul’a geldi. Sahn-ı semân medreselerinde ilim tahsil etti. Bu arada nerede bir tasavvuf büyüğünün adını duysa, hemen oraya gider, o zâtın sohbetlerinde bulunurdu. Bu sırada bir gece, rü’yâsında Hazreti Ali’yi (radıyallahü anh), elinde Zülfikâr olduğu hâlde gördü. Hazreti Ali ona; “Oğlum! Umman erlerini istersen, Vize’ye gel. Beni orada bulursun” buyurdu. Osman Efendi uyanınca derhal yolculuk hazırlığı yaptı. Vize’ye gitmek için yola çıktı. (Vize, Kırklareli’nin bir kazasıdır). Vize’ye varması, güneşin doğma zamanına rastladı. Bu sırada, güneşin doğduğu taraftaki kırmızılığı seyretmekte olan bir zâtı gördü. Bu zât Emîr Osman’a; “Ey Emîr! Eğer Ali’yi ister isen, işte Ali benim. Fakat şimdi süvari değilim” buyurdu. Bunun üzerine Emîr Osman rü’yâsını hatırlayarak; “Fakat efendim, rü’yâda gördüğüm zaman onun Zülfikârı vardı” deyince, o zât belindeki kemere bağlı bulunan tesbihi çekmesi ile tesbih Allahü teâlânın izni ile Zülfikâr şeklini aldı. “İşte evlâdım! Bizim Zülfikâr’ımız budur” dedi. O sırada Emîr Osman düşüp bayıldı. Kendine geldikten sonra, o mübârek zâtın hizmetine girdi. Bu zât Şeyh Alâüddîn Ali Efendi idi.
    Hâşimî Emîr Osman, Şeyh Alâüddîn Ali Efendi’nin dergâhında uzun bir zaman kalarak tasavvuf yolunun edeblerini öğrenmek için gayret gösterdi. Bu arada, Şeyh Gazânfer Efendi’nin kerîmesi ile evlendi Şeyh Ali Efendi vefât edince, Gazânfer Efendi, halîfesi olarak onun yerine geçti. Gazânfer Efendi’nin vefâtından sonra, Emîr Efendi İstanbul’a gitti. Nûreddîn-zâde dergâhında misâfir olarak kaldı. Nûreddîn-zâde’nin talebeleri her sabah gördükleri rü’yâları hocalarına anlatırlardı. Bu arada Emîr Osman Efendi’nin hiç rü’yâ anlatmaması hayret mevzûu olduğu sırada, Emîr Osman Efendi rü’yâsında Fahr-i âlem efendimizi ( aleyhisselâm ) gördü. Mübârek ellerinde bulunan yeşil renkli üç yapraklı taze ayvayı, Nûreddîn-zâde’ye verilmek üzere verdiler. Sabah olunca Nûreddîn-zâde; “Ey Emîr” Sen hiç rü’yâ görmez misin? Zîrâ ta’bir için bize müracaat etmiyorsun” dedi. O zaman Emîr Osman Efendi, rü’yâda Nûreddîn-zâde için verilen üç yapraklı ayvayı hırkasının altından çıkarıp; “Efendim! işte fakirinizin rü’yâsı” diyerek ayvayı takdim etti. Bunun üzerine Nûreddîn-zâde; “Ey Emîr! Artık senin bize ihtiyâcın kalmadı, iki arslan bir postta olmaz. Var artık kendi postuna sahip ol” diyerek icâzet verdi. Emîr Osman Efendi bu emre uyarak, Kâsımpaşa’daki dergâhını inşâ ettirdi. Burada Hak taliplerine ve ilim öğrenmek istiyenlere ders verdi.
    Emîr Osman Efendi’nin bir tarîkatnâmesi vardır. Nazm halindedir. Hâşimî mahlasını kullanmıştır. Ayrıca küçük bir dîvânı da vardır. Silsile-i nesebleri hakkındaki yazdığı nazm gayet ârifânedir. Bir kısmı şöyledir;
    Hâşimîyim hem fakirim, müctebâdır sevdiğim,
    Âl ve evlâdı Muhammed Mustafa’dır sevdiğim,
    Çıhâr-ı yâr pâk-ı gevher Ümmehât-ı mü’minîn,
    Suffe-i ashâb-ı yârân-ı vefadır sevdiğim.
    Hocasını şöyle medheder:
    Pîrim sultân-ı evliyâ, Kerem etmiş sübhân sana.
    Bu can sana nesnedir, Feda yüzbin cihan sana.
    Sen ol üçlerin birisin, içlerinde serversin.
    Evliyânın rehberisin, Kamûsı mihribân sana.
    Bahru ışka gönül daldı, Ma’rifet kânını buldu.
    Haşîmî gerçeğe erdi, Yeter bu din îmân sana.
    Rahmet kapısını açarız, Âleme, nûrdan saçarız.
    Onunla konar göçeriz, Dost ili bizim ilimiz.
    Başka bir şiiri:
    Merd isen meydân-ı ışkda can verip cânânı gör,
    Sâdık isen ışk içinde iste bul sultânı gör.
    O sana senden yakın, sen olma gel O’na ırak,
    Kesreti ko vahdeti bul, ma’nâ-yı irfân-ı gör.
    Beytlerinden ba’zıları şunlardır:
    Şol kişi kim, can-u dilden Rabbini eyler taleb,
    Hiç ola mı kim muradın vermeye ana Çalap.
    Sen hemân ânın yolunda cid ile cehd edegör,
    Damın maksûde çün vermek diler, çek ta’b (zahmet).
    Bâde-i iş ki ezel camımdan içdikse eğer,
    Mest-i aşk oldun sana lâzım değil mâ-i ineb (üzüm suyu).
    Âkıl isen rızk için gerdûn-u dûna eğme ser,
    Âsyâb-âsâ yürü var ekmeğin taştan çıkar.
    “Aklı başında bir insan isen, bir lokma ekmek için şu dönek tabiatlı ve âdi dünyâ ehline baş eğip muhtaç olma. Git, değirmen gibi, sen de ekmeğini taştan çıkar. Alnının teriyle kazan ve kimseye minnet etme!”
    Yûsuf dahi olsan düşürürler seni çâha,
    Ebnâyi zamanın işi ihvana cefâdır.
    “Zamanımızın insanlarının işi gücü dâima halka, yakınlarına ve kardeşlerine kötülük ve eziyet çektirmekten ibârettir. Hattâ kusursuz ve en iyi kalbli bir insan bile olsan seni de yok etmeğe çalışırlar. Tıpkı kardeşlerinin, Hazreti Yûsuf’u (aleyhisselâm) kuyuya attıkları gibi...”
    ¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
    1) Sefînet-ül-evliyâ cild-2, sh. 324
    2) Osmanlı Müellifleri cild-1, sh. 188
    | |


  • Biletix 2 Kasım 2014 Etkinlikleri

    1 Kasım 2014 Cumartesi

    Öncelikle belirtmeliyim ki fırsatım oldukça etkinlik duyurusu yapacağım artık sizlere böylece blogdaki arkadaşlarımda sevdikleri ile gitmek istedikleri bir program olunca burdan görüp beğenip biletix sitesine girip bilet alabilirler .


    Kontrbas Atölyesi - Volkan Hürsever

    02 Kasım 2014 17:30



    Bu sene 24. Akbank Caz Festivali kapsamında ikinci kez gerçekleşecek olan Drum&Bass Magazine Gitar Dergisi Atölyeleri, enstrümanlara ve müziğe ilgi duyan her yaştan amatör ve profesyonel katılımcıyı bekliyor.Bu atölyeler sayesinde katılımcılar müzik bilgilerini arttırırken iyi vakit geçirecek ve deneyimli eğitmenlerle tanışma imkanı elde edecekler.
    Katılımcı sayısı: 100

    Bilet Fiyatları 10 Tl









    Mısır Adası

    02 Kasım 2014 11:00




    Yönetmen: George Ovashvili
    Oyuncular: İlyas Salman, Mariam Buturishvili, Irakli Samushia, Tamer Levent
    Gürcistan, Almanya, Fransa, Çek Cumhuriyeti, 2014
    DCP / Renkli / 100’
    Abhazca, Gürcüce; İngilizce ve Türkçe altyazılı
    2014 KARLOVY VARY Büyük Ödül, Kiliseler Birliği Ödülü 

    Özellikle başrolündeki İlyas Salman’ın performansıyla çok konuşulan ve Karlovy Vary’de büyük ödüle layık görülen, çok az diyalog içeren Mısır Adası, Salman’ın canlandırdığı yaşlı bir çiftçi ile genç torununu bir tarım sezonu boyunca izliyor. Gürcistan ile Abhazya arasındaki doğal sınırın bir parçasını oluşturan küçük adada yaşayan dede ile onun sözünden çıkmayan torunu, yıllardır yaptıkları gibi önce toprağı belleyip sonra mısır ekerler. Arada kıyıdan geçen askerler dışında bu iki isimsiz çiftçiyi kimse görmez. Sonra bir gün, yaralı bir asker uzamış mısırların arasına saklanır. Yılların tarafsızlığını bozmak zorunda kalacaklar mıdır?


    Küçük Prens ve Çiçek

    02 Kasım 2014 12:00




    Küçük Prens ve Çiçek, 2 Kasım'da Trump Kültür ve Gösteri Merkezi'nde sahnede...

    Saint-Exupery'nin yazdığı dünya klasiği Küçük Prens masalı, Küçük Prens ve Çiçek arasındaki sevgi - emek ilişkisini merkeze alarak, çocuklar için yeniden yorumlanmıştır.
    Yazan - yöneten: Dersu Yavuz Altun
    Oyuncular: Çağlar Tüferkçi, Bihter Gülgeç, Özge Solak Altun, Deniz Biber

    bilet 29 tl dir...






    Yaşamaya Dair

    02 Kasım 2014 16:00


    • http://www.biletix.com/etkinlik/RTEJ7/TURKIYE/tr

    Genco Erkal'ın Nazım Hikmet tutkusunun yeni ürünü olan Yaşamaya Dair adlı müzikli gösterisi, 2 Kasım'da ODTÜ Kültür Merkezi'nde seyirciyle buluşuyor. 

    Nazım Hikmet'in ölümünün 50. yıldönümü için Genco Erkal'ın uyarlayıp yönettiği oyunda, Tülay Günal da oynuyor. Piyano ve viyolonsel eşliğinde oynanacak oyunda, başta Fazıl Say ve Zülfü Livaneli olmak üzere değişik bestecilerin Nazım şarkıları da seslendirilecek. 

    Ağırlıklı olarak ozanın Bursa Cezaevi'ndeki yaşamını, eşi Piraye Hanım'a olan tutkusunu anlatan oyun, daha sonra sürgün yılları ve vatan hasretine odaklanarak, destansı yaşamından izlenimlerle noktalanıyor.



      | |


    • Richie Beirach - Elm

      26 Ekim 2014 Pazar

      | |


    • bu ödülü bana layık gördüğü için teşekkür ederim biraz ilginç oldu liste yapılmış ben kör gibi herkesin bağlantısını geziyorum en son kalıyor böle tam sayfayı kapatcam aa ne göreyim benım ismim var :D şoke oluyorum güzel bir süpriz oldu anlayacagınız ve mutlu da oldum 

      Ödülü almak için   bazı kurallar var ondanda  bahsetmek istiyorum.
      1.Ödül fotoğrafını yayınlamak.
      2.Size ödül veren blogun bağlantısını eklemek
      3. Ödülü 15 bloga dağıtmak.
      Şimdi de gelelim, işlemleri tamamlamaya;


      2. Bana ödülü veren sevgili 
       http://shemellon.blogspot.com.tr/
      ve şimdide benim dağıtım yaptığım 15 blogger arkadaşım 
      1)
      http://elifsume.blogspot.com.tr/

      2) http://1hastalik3melek.blogspot.com.tr/

      3) http://kizlarimvekitaplarim.blogspot.com.tr/

      4) http://atolye-kedi.blogspot.com.tr/

      5) http://gulaycansever.blogspot.com.tr/

      6) http://sahidimkalemimdir.blogspot.com.tr/

      7) http://kitapkurduyumben.blogspot.com.tr/

      8) http://nehirida.blogspot.com.tr/

      9) http://ofelyakupakizi.blogspot.com.tr/

      elimden geldiği kadar farklı ve son zamanlarda keşfettiğim blogları ödüllendirmek istedim ki sizde keşfedin diye

      10) http://alonenes.blogspot.com.tr/

      11) http://lemonreads.blogspot.com.tr/

      12) http://gizlenentarihimiz.blogspot.com.tr/
      13) http://kaysersultans.blogspot.com.tr/

      14) http://kitapseverseda-sedainwonderland.blogspot.com.tr/

      15) http://mavikalemdekiler.blogspot.com.tr/








      | |


    • Hakkımda

      Fotoğrafım

      Evimin hanımı bıcır bıcır biriyim işte :D