13 Ağustos 2014 Çarşamba

SİZ AŞK’TAN N’ANLARSINIZ BAYIM? – Didem Madak



Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum…
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!
Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım…
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını
Evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!
Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!
Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.
Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!
Didem Madak
-Ah’lar Ağacı-

10 Ağustos 2014 Pazar

ikinci el satış adresi

Bugunblogumda duyurmak istedim malumunuz blog yonetiyorum ama bir cok ds dost.kazandim yani blog.işin sadece bir vesilesi. ..hastaligimdan oturu asiri zamanim var ben.kendi instagram adresimde satis da yapmaktayim ve ikinci.ellerin çöpe gitmemesinden yanayim. ...bana isteyen.arkadaslar resimlerini satmak.istedikleri.kitap.olur kiyafet olur saat olur resimlerini ceker yollarlarsa onlarin adina sayfama eklemek.istiyorum. ..boylece sadece instagram ım bir.nevi.araci gorevini gorecek ben kitap satisi yapıyorum kiyafet satan.arkadaslarimda oldukca fazla ya olmaz diye de.dusunmeyin oluyor evde.kullanmadiginiz fazla olan yada.artık giymediklerinize bir.fiyat belirleyip yapilabilir bu tarz.birsey. ..yada arkadaslarim kendi.diktiklerini satmak.istiyordur yada keçe veya kendi.el emekleri ile yapılmış seyler olabilir ...ben hazırım, teklifim sonsuza kadar gecerli: )����������

4 Ağustos 2014 Pazartesi

bugün size sık sık dinlediğim şarkılardan bir liste oluşturdum iyi dinlemeler arkadaşlar.
 
mekanı cennet olsun çok severdim tarzı ile şarkıları ile gönlümde yer etmiş bir sanatçıdır en sevdiğim şarkısıda budur....
Kız gelinim suna boylum
 Doyamadan biz bize
 Besmeleyle yüzün açıp
 Oturmadan diz dize

Almış kaçırmışlar seni
 Çökertmişler ıssıza
 Namus belasına gardaş
Verdiğimiz can bizim



Bu türkünün sözleri benim için özeldir eğer bu dünyada olmazsam
ardımdan dinlenecek şarkı budur,
heralde düşüncelerimi en iyi özetleyen beni yoran bu dünyaya en iyi özet bu şarkıdır

Türküleri çok seviyorum bu türküde sıkça dinlediğim eserdir.

senden birşey istemiyorum
yorma beni dünya dünya
elaleme rezil edip kırma beni dünya
saçımı başımı yoldum
....
zaten ben perişan oldum yorma beni dünya dünya 
el değme tabip yaraya sebebim kanın kuruya
çocuk gibi makaraya sarma beni dünya



gene bu türküde şahanedir
 

benim Aşık hocam Mürsel Sinan uğursu canımhocamı çok özledim ama malum sebeplerle gidemiyorum ..kendisi dünyada iken değerinin bilinmesi gereken ozanımızdır.Allah ondan razı olsun bana sadece bağlama ile ilgili değerler katmamıştır.insanlık,değerlerimiz açısındanda ondan çok şey öğrendim ben.




2 Ağustos 2014 Cumartesi

Hep o şarkı -Yakup Kadri Karaosmanoğlu








Romanı okurken çok keyif aldım ,bir dönemin yaşayışına,geleneklerine,sevgilerin nasıl olduğuna ve insanların aralarındaki bağların nasıl kurulduğuna değiniyor .Sosyal içerikli bir roman.Klasik romanları seven eski dönemlerin üzerine kurulmuş aşk romanı aranıyorsa bu romanı tavsiye ederdim.Gerçi aşk da ne aşk ama bir yanında da acı var.Okunası bir roman.Keyifli okumalarınız olsun....


*Münire karakteri romanı kendi ağzından “ roman yazan bir kişi” sıfatıyla yazdığı için “roman” sözcüğü sık sık geçiyor. Adeta yazar roman içinde roman yaratıyor:



“Bu ses bana, gecenin ilerlemiş bir saatinde el etek çekildikten sonra, pes perdeden, hep o şarkıyı söylemekte devam ediyordu.” (s31)
“Bende bu roman okuma merakı bende pek genç yaşımdan beri başlamıştır” (s11)
“Hatta söze bazı hissi romanların bazılarında görüp beğendiğim üzere şunlara benzer bir takım cümleler ile başlamak hevesine düştüm.” (s12-13)
“Her romancı mutlaka kendi başından geçenleri yazmaz veya kahramanlarına mutlaka yakından tanıdıklarının hüviyetini  vermez ama, bahsettiği vakalarla insanları bize, -ne bileyim ben nasıl-hakikatte olmuş şeyler ve görülmüş kimseler gibi anlatmayı bilir.” (s14)
“Kış gelip çatıp da konağa taşındığımız günden itibaren, hazin sergüzeştlerini Avrupa romanlarında okuduğu, manastıra kapatılmış kızlardan bir farkım kalmazdı.” (s42)
“Hey acemi romancı; hikayenin sonunda söyleyeceğin şeyleri gene başa aldın. Hele dur; şu cehennem dediğin Nafi Mollalar’ın konağında neler gördün, neler geçirdin onları anlatmağa başla bakalım.” (s45)
“Canım; böyle de roman mı olur? Böyle hissi roman mı yazılır?” (s52)
“Bir roman ya hazindir, ya komik.” (s53)
“Ah, nerede ise size romanımın sonunu açıklayıverecektim.” (s54)
“Dikkat edin, asıl romanım şimdi başlıyor.” (s67)
“Romanlar ise bana, yoldan çıkan kadınların er geç büyük bir hüsrana uğradıklarını gösteriyordu.” (s75)
“Kahvaltımı- gerçi hiç lüzumunu hissetmeden ve tadını almadan- orada ediyordum ve bir müddet, uzun, uzun bir müddet denize, bahçeye, bahçenin yıkık rıhtımına baktıktan sonra elime romanımı alıp okumaya çalışıyordum.” (s129)
“Bundan üç dört yıl evvel, bir yaz sabahı, bilmem neden, bilmem hangi hisse kapılarak –serde romancılık var ya- halamın yalısından bir sandala atlayarak o yangın yerini görmeye gittim.” ( s144)
“Roman, kanaviçe.” (s148)
“ Bir aşkın, bir uzun aşkın böyle bir hayal sükutu ile bittiği nerede, ne zaman, hangi romanda görülmüştü?” (s168)
“Benim romanım zaten kendi kendimle böyle bir konuşma halinde başlamamış mıydı?” (s169)



romanın içinde benim de yaşadığım beykoz kanlıca gibi semtler sıkça geçiyor oraların şuandaki hallerini bildiğim için gözümde canlandırarak okudum Cemil beyin kanlıcadaki sahildeki eve yanaşması sonra gezdikleri yerler beykoza doğru paşabahçeye doğru açılmalar falan harikaydı benim için
*Dönemin bildiğim İstanbul semtlerinin sözü sık sık geçiyor: 
Beykoz, Kanlıca, Bebek, Kandilli, Emirgan, Baltalimanı, Laleli, Vefa, Bağlarbaşı, Beşiktaş, Şehzadebaşı, Divanyolu, Çarşıkapısı, Beyazıt, Direklerarası, Cihangir, Sarıyer, Çamlıca, Adalar, Kanlıca, Çubuklu, Hisar, Fazlıpaşa, Galata, Mahmutpaşa, Sütlüce gibi. Bir nevi roman İstanbul rehberi gibi. 


Kayıp Gül- Serdar Özkan



Güzel keyifli bir kitap okuduğumu düşünüyorum he para verip alırmı yım ikincisini hayır çünkü anlatım dili basit ama konu harikaydı.Ancak takasla yada Kütüphaneden temin edip ikincisini devamını okuyabilirim.
Alıntı paylaşıp kitabın içeri hakkında detay vermeyeceğim ama genel olarak İnsanın içindeki insani bencil tarafla ,merhametli ve vakur tarafın karşılaştırması gibi yani bir nevi kişisel gelişim kitabı gibi geldi bana güller aracılığı ve bir annenin kızına verdiği dersler sayesinde çok hoş bir roman ortaya çıkmış sonunda iki eş ruh birbirini tamamlamış.

•    “Ama Mary sonunda kendi düşünü kovalamayı sürdürmüş. Başkalarının beklentilerinin esiri olmamış benim gibi.”

•    “Ama kafa yormam gereken bir şey var. O da, benim tıpkı Artemis gibi, başkalarına bağımlı olduğum gerçeği. Ve bunu gizleyebilmek için de, tanrıça maskesiyle dolaşan bir zavallı olduğum gerçeği!... “


•    “Diana… Hem başkalarından şikayet ediyorsun, hem de kendini bir başkasına soruyorsun. Unutma ki, senin için ben de bir başkasıyım.”


•    “Hiçbirimiz kusursuz değiliz. Kusursuz olmak zorunda da değiliz.”


•    “Peki ya kendi hayatımızı değil de, başkalarının bizim için seçtiği hayatı yaşıyorsak? Bu mu doğal olan?”


•    Peki şimdi ne oldu da fikrin değişti? Yoksa sen de mi “büyüdün” benim gibi?


•    “Düşler gerçekleşecek olanın mayasıdır.”

25 Temmuz 2014 Cuma

Çok tatlı ürün Kütahya Porselen

http://porselensepeti.com/?urun-5675-kutahya-porselen-fine-bone-7650-desen-24-parca-yemek-takimi#/-1/



Krem renkli porselenden hoşlananlardansanız zarif deseni ile fine bone yemek takımımız tam size göre




23 Temmuz 2014 Çarşamba

Tavsiye kitap satış ınstagram sitesi

Merhaba arkadaşlar bugün size ınstagramda takip ettiğim bir arkadaşımdan ve adresinden sattıklarından söz edeceğim.Kendisiyle ticari olarak alışveriş yapabilirsiniz kitap satıyor daha başka şeylerde satıyor ama ben düşündüm ki benim blog arkadaşlarım daha çok kitapları ile ilgilenecektir.Ayrıca çok sevdiğim ve değer verdiğim tolga karanlıkoğlunun kitapları da kendisinde mevcut alamamış almak isteyen varsa hemen kapsın çünkü kitapların fiyatlarını eminimki düşük tutacaktır toplu alımda indirimde yapacakmış.
Tanıtım yazısı oldu elbetteki alışveriş yaparken bazı şeylere dikkat edeceksinizdir.Belki ufak bir alışverişle başlayabilirsiniz daha sonra başka kitaplarda alabilirsiniz yada bilemiyorum kendisi sahibinden.com gibi yerlerde güvenli e ticaret ile kitap satabilir ama ben  kendisini güvenilir buldum.Aranızdaki alışveriş şartlarını da siz ayarlayın artık :))) hayırlı alışverişler....


ınstagram da kullanıcılardan arzunundolabii şeklinde arama yapıp ulaşabilirsiniz
3.5 10 arası 
ayrıca 3.5 5 arası kitaplarda mevcut






22 Temmuz 2014 Salı

Tibet İncili


Tibrt incili diğer incillerden farklı ve harika şekilde akıcı idi ve bilmediklerimi öğrenebildiğim içinde çok hoşuma gitti merakı olan arkadaşlar muhakkak okumalı İslama yakın bilgiler içeriyor bu incil.Ve Hz.İsanın 14 29 yaşları arasında nerde olduğuna ve gittiği yerlere ve yaşadıklarına da yer vermiş

Kırmızı Pazartesi





Bilinen bir cinayet olduğu halde nasıl işleneceğini merak ettiren ,aslında toplumun duyarsızlığı gibi görünen ama bana daha farklı bir açıdan bakış açısı getiren bir kitap oldu.
Toplumun ummadığı insanlardan umulmadık şeyler gelebileceğini beklemediği ve aslında umulmadık insanların da bazı ön yargılar ve keskin kuralları yerine getirmek gibi bir mecburiyetleri kafalarına yerleştirdikleri vurgulanıyor.
Bazı değer yargılarının insanların sonunu hazırladığı ve bu sonun kimseye faydası olmadığı da apaçık görünüyor.

Hediyelerim

içinde tatlı bir notla geldi sayın Özkan Bey hediye yollamış geldiğinde çok şaşırdım kim acaba dedim ama ukitap daki bayan arkadaşlarımdan almış adresi ve hastalıgımı bildikleri için bana süpriz yapmak istemiş gelen kitaplar hayatımda okumadığım türlerden ama gerçekten merak ettiğim türler hani okuyup da belki daha farklı yaklaşacağım türden kitaplar seveceğimden eminim hele biri tam ilgi alanım destanlar.Bir hintliye benzetildiğim içinde ayrıca ilgimi çekti :D
Kendisine teşekkürü bir borç bildiğim için bu yazıyı yazdım

sizde kendisiyle takas yada satı alım işlemi yapabilirsiniz güvenilir biridir.Aynı zamanda Takas kitap bahanesiyle arkadaş olunacak biri çevresinde seviliyor diye düşünüyorum ukitap da gördüğüm kadarıyla buyrun nickini profilini paylaştım

www.ukitap.com






19 Temmuz 2014 Cumartesi

Agatha Christie * Cinayet Reçetesi

Agatha Christie - Cinayet Reçetesi

Cinayet Reçetesi (The Moving Finger)

Altın Kitaplar 

1976, İstanbul

190 Sayfa

Çeviri: Gönül Suveren 



Kapagı gibi kendisi de çok güzel bir kitaptı.Mss Marple oldugu bir kitap agatha okuyanlar bilirler ama Marpla romanın sonlarında ortaya çıkıyor bu beni daha çok heyecanlandırdı .Sonuna kadar merak ve ilgiyle okuyorsunuz
Katili tam tahmin ettim derken kafa karıştırıcı birşeyler  devreye giriyor ve bütün tahminlerim alt üst oluyor.
Tabi ki bu bana acayip zevk veriyor okurken.Tüm agatha severlerin kesinlikle alıp okuması gereken bir roman.

Bayılarak hatta sonu gelmesin diye sindirerek okudugum heyecan dolu bir roman.
Kitabın yeni baskısı bildiğim kadarıyla yok. Kütüphaneden edindim ben

Henüz izlemediğim film uyarlaması da burda
Buraya tıklayınız


16 Temmuz 2014 Çarşamba

Çekiliş var duyduk duymadık demeyin !

Sevgili Demet'in şablon çekilişi var instagramda kitaphayat olarak katılmıştım ama blogdanda katılayım ne olcak o kendisi beni katar bir şekilde oylamaya :D

Tık Tık








6 Temmuz 2014 Pazar

Kendimi simartma alisverisi

Ne guzel ciciler aldim herslde benim icin senelik.olabilecek bir alisveris ettim bilenler bilir makyaj konusunda bazi blog arkadaslarin yanindan bile gecemem ama gene bildigim guvendigim markalari tercih ettim flirmar garnier nivea golden rose bir tek rimmel benim icin rutin disi ama tabiki ne kendime dogru durust pudra almisligim vsrdir bugune kadar ne eye liner :)ilk eye liner ckme deneyimimi sanirim tahmin edebilirsiniz :)amamutlu muyum evet biraz kocisi masrafa soktuk ama sene de birkere de olsun o kadar watsons karti da zaten epeydir istiyordumonuda kasadaki kiz diyince aklima gelmis oldu iyi de oldu

Gelelim neler aldigimaaaa
Bu kadar kucuk numarayi cocuk reyonunda ve buyuklerinde giyebilecegi sadelikte gorunce sukur ettim.keza kendime yazlik ayakkabi bulamiyorum sporlarin icinde her yaz.piser benim ayaklar bunlari polariste buldum 35 a kadar var ve kaliplari cok rahat bu tarz birde bez.olanlar var ama ben bununla daha rahat ettim hemde.iki yerdende ayarlanmasi.kilo.almam durumunda benim icin ideal


Ilk deneyecegim daha evvelden.loreal kullaniyordum
Ama anneme.getirmeyi unuttum.o sadece goz ve dudak icindi 
Ins bundan da.memnun kalirim cildim hassas oldugu icinbiraz pimpiriklenerek
Aldim urunlerimi ins dokunmaz diye cunku kemoterapi ilaclari cok hassaslastirdi
Gozlerim bile bazen bulanik goruyor gozluk kullaniyorum kitap okurken falan



Flormar.in bb kremi ama fondoten gibi sungeri ile.suruluyor
Kapaticiligini cokbegendim




Pudramin arkasi

Bb krem in arkasi

Alligim golden rose tercih ettim

Numarasi ve tonu cok hosuma.gittitam yaz tonu


3 Temmuz 2014 Perşembe

Satılık domain

internette gezinirken bir link aramam sonucunda karşıma çıkan boş satılık domainleri belki almak isteyen olur satılık domain arayan vardır diye sizlerle paylaşmak istedim

Efsane domainler yeni sahiplerini arıyor !

muneccim.com ve hoppala.com alan adlarını satın alın, işinizi popüleritesi yüksek bir domain ile hayata geçirmenin keyfini sürün!

muneccim com 200.000 TL
hoppala.com 200.000 TL

Bize ulaşın : esekman@hayat.gs

Kocan Kadar Konuş



"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşın kankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.









Kitap Adı: Kocan Kadar Konuş
Yazar Adı: Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi: Dex Plus
Türü: Çik-lit
Format: ARC, Paperback                                      
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 220
Çıkış Tarihi: Mart 2014
Değerlendirme: 4 / 5





Hoş eğlenceli ve zamanın nasıl aktığını bilmeden okudum .Gerçi tamamına yakınını hastanede okudum ama güldüğüm yerlerde onkoloji hastalarının arasında gülmek de bir tuhaf oldu :)
siz siz olun kalabalık da okumayın yada ciddi ortamda okumayın bazı kısımları özellikle Efsunun iç seslerine bayıldım ama kitabın sonu beni tatmin etmedi beklediğim gibi asil bir bitiş olmadı.

27 Haziran 2014 Cuma

YAŞASIN ÇEKİLİŞ VARRRR!!!!

YAŞASIN ÇEKİLİŞ VARRRR!!!!

severek izlediğim tasarımlarınıda merakla beklediğim çok kıymetli DEĞMESİN YAĞLI BOYA sitesinin sahibesi bizler için çok hoş bir sürpriz yapmış ve bir çekiliş düzenlemiş....
kazanan kardeşimizin hayalince bir şablon tasarımı olacak haydi buyrun ayrıntılarıburada

12 Haziran 2014 Perşembe

Siliniş Tess Gerritsen

Kitabı çoğu kitap sever duymuştur diye düşünüyorum.Yorumlarsam kendimce şöyle özetleyebilirim ki harikaydı.
Başlarda fbı dedektifler falan  çok fazlaca isim ve çok fazlaca karakter vardı idrak da zorlandım kimdi bu ya dediğim yer de oldu ama olaylar ilerledikçe harika devam etti elimden bırakamadım
Morgda birden gözlerini açan bir kadın ve ardı arkasına gelen olaylar....
Kurgularken taşlar bu kadar yerine oturabilir ancak,Sonunda olayların bağlanışı harikaydı eğer ki ortalarında bölümler de ki gibi ordan oraya mekandan mekana anlatım olsaydı sarmazdı ama yazarın neden o şekilde bir kızların evine birde dedektif ve polislerimizin yanına döndüğünü sonuna doğru anlıyorsunuz işte o zaman asıl tadı alıyorsunuz
Herkese okumasını tavsiye edebileceğim bir roman macera gerilim ve aksiyon dolu...


resmide idareten cektım :)



Kitabın Tanıtımından:
   Kendini bir rehine krizinin yanlış tarafında bulunca, hamile olan cinayet masası detektifi Jane Rizzoli, hayatının en mutlu saatleri olabilecek süreçte kendini tam bir kâbusun ortasında bulur. 

   İsimsiz, güzel bir kadın, morga ceset olarak getirilir. Fakat Boston'lu tıp uzmanı Maura Isles ceset torbasını açıp baktığında, unutamayacağı bir korku yaşar: Ceset gözlerini açar!

   Hâlâ hayatta olan kadın hastaneye yetiştirilir, ama tuhaflıklar çok geçmeden ölümcüllüğe dönüşür. Kadın, son derece soğukkanlı bir şekilde güvenlik görevlisini öldürerek hastaları rehin alır... Aralarından biri hamile cinayet detektifi Jane Rizzoli'dir.

   Bu şiddet eğilimli, çaresiz ruh kimdir ve istediği nedir Gergin saatler ilerlerken Maura, Jane'in kocası FBI ajanı Gabriel Dean'le işbirliği yaparak gizemli katilin kimliğini araştırmaya başlar. Federal ajanlar aniden ortaya çıkınca, Maura ve Gabriel sıradan bir rehine krizinden çok daha derinlere uzanan bir olayla karşı karşıya olduklarını anlarlar. 
   Bu gizemin anahtarını sadece silahlı çılgın kadınla kapana kısılmış olan Rizzoli elinde tutmaktadır...
   Tabii eğer hayatta kalırsa.

Mimlenmişim ki

sevgili şeyma beni mimlemiş çok teşekkür ediyorum 
biliyor artık mim anket sevdiğimi falan :D

-MOR MİM-

1) En çok sevdiğin yönün nedir? 
→ Dürüstlük ve gururlu olmam

2) Sen hiç yağmur altında ağladın mı?
→ evet çok fazla malesef



3) Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı.
Ama sadece insanları değiştirebileceksin.
Neleri, kimleri ya da hangi özellikleri değiştirirdin?
→ Kalpleri pas tutmuş insanları, 
yalancı insanları ve görümcemi :D

4) Sen hiç yaz yağmurunda denize 
girdin mi?
→ evet denizdeyken yağmaya başlamıştı süper zevkli bir şey

5) Yaşadığın en gülünç durum nedir?
→Valla komik ama kaçıncı sınıf bilmiyorum hocadan tuvalet için izin istedim vermedi altıma yapmıştım :D



6) Kendine ünlüler dünyasından bir eş 
ya da sevgili seçseydin,
kimi seçerdin?
→ Eşim var bu soruyu hiç düşünemem :D mazur görün



7) Hayatın bir film olsa hangi aktör ya da artist oynasın isterdin?
bu soruyuda yanıtlayamam sinema yada tv ile hiç alakam yok ama
kesinlikle Türkan şoray diyebilirdim ah ah hastasıyım aga :D erkek mod hehehehe :D


8) Sen hiç halka açık bir alanda 
kimsenin ne düşündüğünü umursamadan ağladın mı?
→ Evet yaptım öyle bir hata!

9) Superman mi? - Batman mi?
→ Superman




10) Çocukken hepimiz bir nesneyi ya da olayı başka birşey zannederdik.
Mesela Eyfel Kulesini elektrik direği sanmak gibi.
Senin böyle ilginç düşüncelerin 
var mıydı?
→ Pamuk şekerin pamuktan yapıldığını sanardım.
aynen bende pamuktan sanırdım onu13) Hayatın anlamı nedir?
→ Sevmek ve insan olabilmeye her zaman bir üst seviyeye çıkabilmeye uğraşmak


bu güzel mim için teşekkürler cnm

9 Haziran 2014 Pazartesi

Kanser hastasına sakın böyle davranmayın!

kanser tanısı almak kişide oldukça yoğun duygusal tepkiler uyandırır. Hastaya tanıyı söylerken ve tedavi sürecinde nasıl davranılması gerekir?
İşte uzmanların tavsiyeleri:
Kansere yakalanmaktan herkes korkuyor. Kanser olduğunu öğrenen kişi şoka girebiliyor ya da hastalığını inkar edebiliyor. İnsanların genellikle bedenlerinin ihanetine uğramış gibi hissettiklerini söyleyen Liv Hospital Klinik Psikoloğu İrem Can Esenkaya “Kanser olduğunu öğrenin kişi öfkesini kendisine, ailesine ya da tedavi ekibine yansıtabilir. Bu bilinmezlik içinde yapılan davranışlar hem bu uzun maratonda hasta ile olan ilişkilerin gerilmesine, zaman zaman evliliklerin dahi bitişine sebep olabilirken, hem de bakım veren kişilerin zaman içerisinde depresyona girmesine sebep olabilir” dedi..
Kanser olan kişiye hastalığı nasıl söylenmeli?
Tanıyı söylerken gerçekçi olmak, durumu olduğundan daha iyi ya da daha kötü göstermemek ve bununla beraber hastaya tedaviye uyum sağlaması için umut vermek esastır. Kanser hastasıyla durumun nasıl paylaşılması gerektiği, hastaya bağlıdır. Hastaya tanısı doktoru tarafından söylenmelidir. Hasta isterse bir yakınının da kendine eşlik edebileceği belirtilmeli ve konuşmasının yarım kalmayacağı ya da bölünmeyeceği bir mekan seçilmelidir. Tanıyı söyleyen kişinin hastanın konu ile ilgili ne kadar bilgisi olduğunu değerlendirmesi gerekir. Doktor hastanın test sonuçlarını anlayıp anlamadığından emin olmalıdır. Eğer hasta test sonuçlarından haberdar değilse, bu konu üzerinde bir miktar zaman harcanmalıdır. Bundan sonra hastaya ne anladığı sorulmalı ve hastalığı hakkında bilgisi var mı diye araştırılmalıdır. Bundan sonraki her adımda doktor hastanın durumu öğrenmeye ne kadar hazır ve istekli olduğunu tartmalı ve buna göre hareket etmelidir. Tıbbi terimler kullanmadan ve açık bir dille konuşmaya özen gösterilmelidir. Bu evre hastanın ileride doktora olan güveninin sarsılmaması için önemlidir. Hasta tanısını öğrendikten sonra donup kalabilir, öfkelenebilir, inkar edebilir ya da ağlayabilir. Bu tepkiler normaldir. Burada hasta yeni bir bilgi alabilecek duruma gelene kadar beklenmesi ve daha sonra hasta ve yakını ile beraber ileride neler yapılacağını belirlemek önemlidir. Bu aşamaya yakınların dahil edilmesi, hastanın şok tepkisi dolayısıyla kaçırdığı şeyleri aklında tutacak birisi olması açısından önemlidir. Tanıyı söylerken hastaya yeterince zaman ayırmak ve her verilen bilgiyi müteakip hastanın durumu anlayıp anlamadığını kontrol ederek gitmek gerekir.
Kanser olmuş bir ebeveyn çocuğuna bunu nasıl açıklamalı?
Öncelikle çocuğun yaşına ve zihinsel kapasitesine uygun bir paylaşım yöntemi seçilmelidir. 5 yaşındaki bir çocuğa sadece ebeveyninin hasta olduğu söylenmesi yeterli olabilecekken, 14 yaşındaki bir ergene bu hastalığın kanser olduğu söylenebilir. Kanser olan ebeveyn hastalığını çocuğuna basit bir şekilde anlatmalıdır. Çünkü çocuklar kafalarında bir boşluk olduğu zaman bunu internetteki ya da kulaktan dolma bilgilerle tamamlayıp durumu olduğundan farklı düşünebilirler. Belirsizlik çocukları korkutabileceği için bundan sonra hayatın nasıl bir düzende ilerleyeceği çocuklarla paylaşılmalıdır. Bu dönemde sordukları sorulara cevap verilmeli, cevabı bilinmeyen sorulara ise “Bilmiyorum” denmelidir.
Kanser hastalığını öğrenen kişinin o anki ruh durumunu nasıl özetlersiniz?
Kansere verilen tepki kanserin özelliklerine, hastanın kişilik özelliklerine ve hastanın hastalığa bakış açısına göre değişir. Bununla beraber en sık rastlanan tepki “şok olmak” ya da “inkar etmek”tir. İnsanlar genellikle “Bedenlerinin ihanetine uğramış gibi hissettiklerini” söylerler. İlk dönemde kendi bedenine yabancılaşma duygusu da yaşanabilir. Bu inkar evresinden sonra öfke, kaygı ve depresyon gibi duygular kendini göstermeye başlar. Kişi bu öfkesini kendisine, ailesine ya da tedavi ekibine yansıtabilir. Hastalığın ve tedavi sürecinin belirsizliğinin getirdiği kaygı ve devamında da depresyon sıklıkla ortaya çıkan tepkilerdir.
Kanser tanısı alan kişi nasıl bir psikolojik süreçten geçiyor?
İlk dönemde şok, inkar gibi duyular geliştiren hasta daha sonraki dönemde kaygı ve depresyon belirtileri gösterebilir. Bu süreç içerisinde isyan ve öfke duyguları da görülür. Kanserli kişi daha önce zevk aldığı aktivitelerden zevk almaz hale ya da bunlara ilgi duymaz hale gelmişse, iç sıkıntısı hissediyorsa, ağlama isteği geliyorsa, az ya da çok uyumaktan şikâyetçiyse, agresifleştiyse, kontrolsüzce yemek yiyor ya da hiçbir şey yemiyorsa, konsantre olmakta zorlanıyorsa, unutkanlık yaşıyorsa, baş, boyun, sırt ağrıları varsa, evliliğinde ya da sosyal ilişkilerinde problemler baş gösterdiyse, kendisini sürekli gergin veya huzursuz hissediyorsa, içine kapandıysa ve bu belirtiler 15 gündür varsa bir uzmana başvurulmalıdır. Ayrıca alkol ve ya madde kullanımı ve intihar düşünceleri olduğunda da vakit kaybetmeden bir uzmana danışılmalıdır.
Her kanser hastası psikolojik terapi görmeli mi?
Her kişinin başa çıkma becerisi ve kanser tanısı almadan önceki dönemdeki sorumluluk ve sıkıntıları farklı olduğu için, her kanser hastasının kesinlikle psikolojik terapiye ihtiyacı var diyemeyiz. Bununla beraber, cerrahigirişim öncesi ve sonrası dönemlerde yapılan klinik psikolog görüşmeleri, artık uluslararası standartlarda kabul görmüş tedavi süreçlerine dahildir ve hastanın gelecekte terapi desteğine ihtiyacı olup olmayacağını erken dönemde teşhis etme ve gerekli müdahaleyi zamanında yapma olanağı sağlar. Bunun yanı sıra grup terapilerinin de etkili olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır. Hem bireysel terapiye devam eden hastalar, hem de bireysel terapi desteği almayan hastalar grup terapilerine dahil olabilirler. Aynı süreçlerden geçen kişiler arasındaki paylaşım ve karşılıklı destek alıp verme süreci, kanserli kişiye çevresinin verdiği destekten daha farklı ve aynı sıkıntıları yaşayan kişilerle paylaşıldığı için hastanın anlaşıldığını daha çok hissettiği bir süreç olabilir.
Kanserli hastaya nasıl davranılmalı?
Aileden bir bireye ya da kişinin bir yakınına hastalık teşhisi konulduğunda, hasta ile beraber yakınlarını da uzun süren bir maraton bekler. Çoğu kişi bu süreçte hastaya nasıl davranması gerektiğini ve kendi için neler yapması gerektiğini bilemediğinden yakınır. Bu bilinmezlik içinde yapılan davranışlar hem bu uzun maratonda hasta ile olan ilişkilerin gerilmesine, zaman zaman evliliklerin dahi bitişine sebep olabilirken, hem de bakım veren kişilerin zaman içerisinde depresyona girmesine sebep olabilir.
Duyguları konuşun: Hastalık teşhis edildikten sonra, hasta yakınları kendilerini ne diyeceklerini bilemez bir durumda hissedebilirler. Yaşanan kaygının çok yüksek olması kişilerin duygusal anlamda donup kalmasına sebep olabilir. Bu aşamada duyguların konuşulmasını elverişli bir zemin hazırlamak önemlidir. Herkesin duygularını ifade etmesi, gerek hastaya gerekse hasta yakınına iyi gelecektir.
Hastaya sorun: Cerrahi girişimden sonra eve dönüldüğünde, evdeki herkes kendince hastaya iyi geleceğini düşündüğü bir şeyler yapmaya başlar. Bu aşamada hastanın kendisine nelerin yapılması tercih ettiği neleri etmediği açık açık sorulmalıdır. Hastanın istekleri tedavi seyri boyunca değişiklik de gösterebilir. Bir dönem yakın desteğe ve sohbet etmeye çok ihtiyaç duyan bir kişi, ağrısı olan ya da çok yoğun bir ilaç tedavisi uygulanan dönemlerde yalnız kalmayı seçebilir.
İş bölümü yapın: Her aile bireyinin hasta için yapabilecekleri birbirinden farklıdır. Hasta yakınlarının kendi becerilerine göre iş bölümü yapması herkesin daha verimli olmasına yardımcı olur. Maddi işlerde iyi olan birisi, hastalık süresince organizasyon ve muhasebe takibi yaparken, ev işlerini seven birisi hasta kişinin evindeki yemek ve temizlik düzeninden sorumlu olup, çocukların yakın hissetiği birisi onların okul dışı aktivitelerini takip edebilir.
Kaynaklarınızı doğru kullanın: Kronik hastalıklar bir kere teşhis edildikten sonra ömür boyu takip ve tedavi gerektirirler. Bu sebeple hasta yakınları kendi öz kaynaklarını çok doğru kullanmalıdırlar. Aksi takdirde yarı yolda kendilerini tükenmiş ve güçsüz hissedip, kendileri desteğe muhtaç duruma gelmeleri ya da hastaya karşı öfke hissetmeleri kaçınılmaz olur. Hasta yakınları kendilerine özel zamanlar ayırmalıdır. Hastadan ayrı yapılan, yürüyüş, sinemaya gitme, arkadaşları ile buluşma, dışarı yemeğe gitme gibi aktiviteler hasta yakını için adeta bitmiş bir pili sarj etmek olacaktır.
Öğüt vermeyin: Hastaya “şu yemeği yemek çok iyi gelir”, “şunu asla yapma”, ya da “üzülme, üzüntü kansere en kötü gelen şeydir” gibi öğütler vermekten kaçının. Bu öğütler hastada “yeteri kadar iyi değilim” duygusunu perçinler ve işe yaramaz.
Hastayı tek bir role sıkıştırmayın: Hastalar teşhislerini aldıktan sonra, hasta yakınları onu başka işlerle “yormamak” için hastanın üstündeki rolleri birden fazlasıyla sahiplenebilirler. Bu tavır zaman içerisinde hastayı yetersizlik hissi ile ve sadece hastalığı ile baş başa bırakır.
Karşılaştırma yapmayın: Herkesin hastalık ve iyileşme süreci tektir ve kendine özeldir. Her birey aynı süreçlerden de geçse bu süreçlerde farklı duygular yaşar ve farklı fiziksel sıkıntılar çeker.



malesef annemin de yaptığı şey hiçbirşeye el attırmamak bende aşırı şekilde yetersizlik hissine sebep oluyor :(