Sayfalar

8 Şubat 2013 Cuma

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk-İskender Pala

babilde-olum-istanbulda-ask-iskender-palaRomanda “Babil Cemiyeti (BC)” adlı gizli bir örgüt vardır. Bu örgüt, önceleri bilimsel bir amaçla kurulmuş; zamanla siyasî, entrikacı ve çıkarcı bir amaca yönelmiştir. Belli başlı devletlerin üst kademelerinde bu örgütün üyeleri vardır. Hatta Hürrem Sultan bile…

Romanın en ilginç tarafı romandaki hikâyenin her hangi bir karakter değil de kitabın ağzından anlatılmasıdır.Roman kendini Kays olarak tanımlıyor yani mecnun olarak Leylasına duyduğu derin özlem onu yakıp kavuruyor.Ama ordan oraya elden ele okunmaya devam ediyor.Kimi zaman yaralar alıyor düzeltiliyor ciltleniyor ama halen sağlam kalıyor buda tabi benim biraz mantığıma ters düşen bir olay oldu.
Hilleli sonraki günlerde kütüphaneye uğradığında kütüphanecinin öldüğünü ve kendinden önce birkaç kişinin daha kütüphaneciyi sorduğunu öğrenince telaşlanır. Hançeri tekrar tekrar inceler. Hançerin üzerindeki 7 taşa aynı anda baskı uygulanınca hançerin kabzasından fırlayan sahtiyan şerit fırlar. 
Benim en çok sayfa 240 ile 246 arası ilgimi çekti o kısmı sürükleyici buldum





Kütüphaneyi Kanun Koyucu adına teslim alan Celalzade Mustafa, Fuzuli ile tanışır ve onu evinde yapılan sohbetlere davet eder. Burada ona Leyla ile Mecnun’u yazma fikri verilir.

İşte olaylar bu şekilde başlamış olur.


Çok fazla detaya inmek istemiyorum aslında ama anlattıkça da anlatasım geliyor;çünkü çok fazla soru alıyorum bu kitapla ilgili nasıldı? Tavsiye eder misin ? türünden.Tavsiye edermiyim? 
İşte onu bilemiyorum edebi olarak güzel bir eser İskender Pala bildiği herşeyi bu kitaba sığdırmaya çalışmış bilmediğim şeyleri de öğrendim ki benim için birinci koşul bir kitap da öğreticiliktir.Bu açıdan beni tatmin etti yanlız anlatımın sıkıcılığı beni çok zorladı.Yazar roman boyunca tüm bildiklerini sıralamış ve adeta ve bilgi kalabalığı yapmış. Bu denli fazla bilgi kalabalığı da kitabın çok yavaş ilerlemesine sebep oldu benim için..Acaba tabletler ve tarihi eserler gerçek midir?Ve  fuzulinin mesnevisi ilk şekli ile halen bir yerlerde duruyor mudur?
Tavsiyem yanında bir şiir bir deneme vb. kitap okumanız yada hiç elinizden bırakmadan olaylardan kopmadan okumanızdır.

ve okuyanlara tavsiyem sf.134 deki olay beni hadi ya o omuymuş? dedirtti :)

Son olarak kitap gerek anlatım tarzı ile gerekse konusu ile okunması gereken bir eser olduğunun altını çizerek yazımı sonlandırıyorum. Ama sabrınız çoksa,kolay sıkılmayan biriyseniz...




Gelelim alıntıladıklarıma;
  1. Evren baştan başa saçının bir tek teline bağlı,ey cihan güzeli,adı Leyla!Leyla,eğer ben ben isem,nesin sen;yok sen sen isen,ya ne neyim ben?!..(mecnuna leyla geri döner ve leyla aşkından delirdiği için leylaya bu şekilde konuşur çok etkilemişti bu söz beni)
  2. Leyla ile mecnun adlı kitap diyor ki;Aşk ile yoğrulmak aştan yorulmak istiyordum.
  3. “...cami, medrese, türbeler, aşevi, kervansaray, sıbyan mektebi, muvakkithane ve sebilleri aynı kompleks içinde...”(s. 71)
  4. Duman rengi bir lekeye dönmüştü adım, artık "Kays" diye okunamıyordu, ama kömürün izi, gizli bir fligran gibi Kays adını kazımıştı bağrıma. (s. 30 - 37)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlamanız beni sevindirecektir